KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2009/13106 E., 2009/15738 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
599 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve müdahil Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Hükmüne uyulan Yargıtya 20. Hukuk Dairesinin 28.09.2006 ... ve 10566-12220 karar sayılı bozma kararında özetle:" Davacı Hazinenin ...
Paşa Köyü 131 sayılı taşınmazın 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalıp, 1995 yılında Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılmasını isteyerek, açtığı tapu iptali davasına Orman Yönetiminin katıldığı, ancak alınan raporun yetersiz olduğu, bu nedenle; yeniden yapılacak keşifte kesinleşmiş orman kadastrosu ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilip taşınmazın 1939 yılında kesinleşen orman kadastro hattına göre konumunun belirlenmesi" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, bozma kararı doğrultusunda keşif yapılmış ve dava konusu parselin kısmen 1939 yılı orman kadastro sınırları içinde kaldığı belirlenmişse de 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükmü gereğince 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve müdahil Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 1939 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp, nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1939 yılında yapılan ilk orman kadastrosu ve 1995 yılında yapılıp kesinleşen 3302 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile 1970 yılında kesinleşen arazi kadastrosu vardır.
Hükmüne uyulan Dairenin 28.09.2006 ... ve 10566/12220 sayılı bozma kararından sonra yapılan keşifte taşınmazın kısmen 1939 yılında kesinleşen ve 3116 Sayılı Yasanın 13. Maddesi gereğince Hazine adına tapuya tescil edilen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı ve 2/B madde uygulaması sonucu orman sınırı dışına çıkartıldığı,
taşınmaz 1939 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunun sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle kayıtlı ve Hazinenin mülkiyetinde kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026.
(E.M.Y.
934 - İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla;
sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda T.M.Y.'nın 1023. (E.M.Y.931 - İsviçre M.Y.974) maddesindeki "iyi niyetle edinme" kuralının da uygulanamayacağı.
Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan taşınmazın 05.11.2003 ... ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11/5. maddesi gereğince "fiilen orman olduğunun OrmanGenel Müdürlüğü tarafından tespit edilmesi halinde talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis ve orman niteliğiyle Hazine adına tescil edileceği" davalılar, dava konusu taşınmazı satın almışsa,
taşınmazı kendilerine devir eden kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği göz önünde bulundurularak mahkemece işin esasına girilerek uyulan bozma kararı gereğince tarafların toplanan ve toplanacak delillerden sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2009/13106, K. 2009/15738, 26 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama