KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2009/5603 E., 2009/9554 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Davalılar
- ... ... VE ARK.
Karar Metni
774 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ..., davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan, ... Köyü 190 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırı içinde olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile orman olarak Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu ... Köyü 190 ada 2 parsel sayılı taşınmaz öncesinde, yörede 1956 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında tarla niteliği ile tespit ve tescil edilen 45 ve 47 parsellerin tevhit ve ifrazı ile oluşan tarla niteliğinde ve 19701 m2 yüzölçümündeki 800 parsel sayılı taşınmaz olup, yörede 2859 Sayılı Yasa gereğince yapılan yenileme kadastrosu ile 190 ada 2 parsel sayılı 19631 m2 yüzölçümü ile tespit edilerek tutanağı 31/12/2002 ve 29/01/2003 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosuna dayalı tapu iptali, tescili niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 15/05/1986 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile daha sonra 24/11/1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Hükme dayanak alınan uzman bilirkişiler ......ve ... ...’in müşterek düzenledikleri 03/05/2004 tarihli raporda, orman kadastro haritası ile kadastro paftasının çakıştırıldığında kayma görüldüğü, bu kaymanın harita yapımındaki yöntem farlılığından kaynaklandığı,gerçekte ise çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırı dışında kaldığı yolunda görüş bildirilmiş ,mahkemece bilirkişi görüşüne itibar edilerek orman yönetiminin davası reddedilmiştir.Ne var ki haritaların çakıştırılması sırasında kesinleşen ilk orman kadastro haritası ile ilk arazi kadastro paftasının aynı yöntemle ölçekleri kadastro paftası ölçeğine,
yine kadastro paftası ölçeği de orman kadastro haritasını ölçeğine bilgisayar ortamında (... veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, bu haritalar birbiri üzerine ablike edilerek Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, ... fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır.
Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılması gerektiği halde bu şekilde uygulama yapılmamıştır.
Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı bilirkişi raporu hükme esas alınamaz
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen ... ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu ... memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında
tutanaklardan, orman kadastro haritasından, ... fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır.
Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre,
orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan ... fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek,
çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı,
ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan ... fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2009/5603, K. 2009/9554, 9 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama