Kadastro sırasında Düzçam Köyü 110 ada 11 parsel sayılı 16408 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tutanağının edinme sebebinde "1/2 hissesi Karabük Asliye Hukuk Hakimliğinin 16.12.1957 gün,1955/694 E.-1957/484 K. sayılı tescil kararı ile oluşan Mayıs 1958 tarih 29 numaralı tapu kaydı nedeniyle ...
Yetkin adına kayıtlı iken ölümü ile mirasçıları tarafından davalı ... oğlu ...'e satıldığı, kalan 1/2 hissesinin ise senetsiz olup ... oğlu ... zilyedliğinde olduğu ancak adı geçenin mirasçıları tarafından 25-30 yıldır zilyedliğin terkedilmiş olması nedeniyle üzerinde çalılık oluştuğu " açıklanmak suretiyle 1/2 hissesi ... oğlu .... 1/2 hissesi ise hazine adına tarla niteliğiyle tespit edilmiştir.
Davacı hazine taşınmazın tamamının devletin hüküm ve tasarrufu altında çalılık olduğu iddiasıyla davalıya ait 1/2 paya yönelik dava açmış, mahkemece davanın kabulüne ve davalıya ait 1/2 payın iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1978 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır.
Tespite esas alınan 1/2 paya ait tapu kaydı, ... tarafından Hazine ve Köy tüzel kişiliği hasım gösterilmek suretiyle açılan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1955/694 sayılı tescil davası sonucu oluşmuş ise de , maddi anlamda kesin hükmü düzenleyen H.Y.U.Y nın 237. maddesi “kesin hüküm ancak konusunu oluşturan husus hakkında geçerlidir. Kesin hüküm vardır denilebilmesi için iki tarafın ve dava konusunun ve dayanılan sebebin aynı olması gerekir” şeklindedir. Madde metninden de anlaşılacağı gibi kesin hükmün varlığından söz edebilmek için davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir.
Bu koşullardan birincisi davanın konusu, dava ile elde edilmek istenen sonuçtur. Taşınmaza ilişkin davalarda dava konusu, taşınmazın kendisidir. Ancak, aynı taşınmaza ilişkin değişik hakların dava konusu edilmesi halinde taşınmaz aynı olmasına rağmen dava konusunun aynı olduğundan söz edilemez. Örneğin: Davanın tarafları ve taşınmaz aynı olmasına rağmen, mülkiyete ilişkin dava reddedildikten sonra aynı taşınmaz hakkında irtifak ... dava edilebilir.
-2-
2009/5794-8039
Kesin hüküm koşullarından ikincisi dava sebebidir ki; bilimsel görüşler ile yerleşik yargısal kararlar da, dava sebebi davanın dayandırıldığı vakıalar olduğu kabul edilmektedir. Dava sebebi, hukuki sebepten ayrıdır. Mahkeme yargılama sırasında dava sebebi ile bağlı olup, başka sebepleri inceleme konusu yapamaz.
Örneğin: Gerçek kişi adına tapulu taşınmazın mera olduğu iddiasıyla tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılması istemiyle Hazinenin açtığı davada, taşınmaz hakkında orman araştırması yapılmayıp, sadece mera niteliği araştırılarak sonuçta taşınmazın mera olmaması nedeniyle dava reddedilirse, bundan sonra aynı taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ya da orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılacak davada, dava sebebi aynı olmadığı için kesin hükmün varlığından söz edilemez.
Kesin hükmün koşullarından üçüncüsü, davanın taraflarının aynı olmasıdır. Tarafların aynı olmasından kasıt, her iki davada da sıfatlarının aynı olması, başka deyişle her iki davada davacı ya da davalı sıfatıyla hareket etmeleri değildir. Kesin hükümle ilgili kararda, davalı sıfatında olan kişi, ikinci davada davacı sıfatıyla yer alması halinde taraflar aynıdır.
Yukarıda açıklanan ilkeler gereğince , dava sebeplerinin değişik olması ve tescil dosyasında orman araştırması yapılmaması nedeniyle Karabük Asliye Hukuk Mahkemesinin 1955/694 sayılı dosyası temyize konu davada kesin hüküm oluşturmaz.
Mahkemece 1978 yılında kesinleşen orman kadastrosuna ait tutanak ve haritalar getirtilip uygulanmamışsa da yörede orman kadastrosunun seri bazda yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda taşınmazın orman kadastro sınırları dışında kalmasının öneminin olmadığı, çünkü serinin dışında kalan ormanlar yönünden yapılıp kesinleşen bir orman kadastrosunun varlığından sözedilemeyeceği, taşınmazın eğiminin % 40 - 45 olması ve üzerinde 25- 35 yaşlarında çam fidanları bulunması nedeniyle eylemli orman niteliğinde olduğu gözönünde bulundurulduğunda mahkemenin gerekçesi ve değerlendirmesi doğrudur.
Ne var ki;mahkemece davalıya ait 1/2 payın orman niteliği ile hazine adına tesciline karar verilmiş, hazine üzerindeki 1/2 pay tespitteki tarla niteliğiyle kalmıştır.Aynı tapu kaydının bir kısım paylarının orman, bir kısım paylarının tarla niteliği ile tapuda kayıtlı olması tapu tekniğine ve kamu düzenine aykırıdır. Ancak, bu yanılgı yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden kararın düzeltilmesi uygun görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle; 04.11.2008 günlü kararın (1) numaralı bendinin hükümden çıkartılarak, bunun yerine; 1- Hazinenin davasının kabulü ile Karabük ili Merkez Düzçam Köyü 110 ada 11 parselin tamamının orman niteliğiyle hazine adına tapuya tesciline" sözleri yazılarak düzeltilmesine ve H.Y.U.Y.'nın 438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 12/05/2009 günü oybirliği ile karar verildi.