İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /20. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 20. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2009/6197 K.2009/9608

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi,…

Esas2009/6197Karar2009/9608Tarih10 Haziran 2009Okuma8 dk · 1.520 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2009/6197 E., 2009/9608 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
10 Haziran 2009
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi (Kad. Mah. Sıf.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.520 kelime·8 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

29.07.1998 tarihinde yapılan ek kadastro sırasında Işıklar Köyü 518 ve 521 parsel sayılı sırasıyla 1575 m2 ve 2426 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, senetsiz ve belgesizden ... Akışık tarafından 1993 yılında ...’a satıldığından söz edilerek tarla niteliği ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazların öncesinin orman olduğu savı ile dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğundan, dava konusu 518 ve 521 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi davalı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün davacı Hazine tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16.12.2003 gün 2003/8104-9605 sayılı bozma kararında özetle “Dosya kapsamına göre, 3402 Sayılı Yasaya göre yapılmış kadastrodan önce 766 Sayılı Yasa döneminde yine bir kadastronun varlığından söz edildiği, bu nedenle öncelikle Tapu Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğünden resmen sorularak, taşınmazların bulunduğu yerlerin il, ilçe, mevki olarak sınırları ve parsel numaraları belirtilmek, krokileri eklenmek suretiyle daha önce tapulama ya da kadastro çalışmalarına tabi olup olmadığının sorulması, böyle bir uygulama varsa tüm tutanak ve haritaları getirtilip dosyaya konulması,

dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede 1940 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman tahdidi ile, 1991 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulama çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme, sonuçlandırma, sonuçların ilanına dair askı ilan tutanağı ile, her bir tahdide ilişkin dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri ilgili orman sınır noktalarıyla birlikte gösterir, renklendirilmiş onaylı harita örnekleri ile dava konusu parselleri çevreleyen tüm komşu parsellerin tutanak ve dayanakları, en eski tarihli memleket haritası, ... fotoğrafları ve amenajman planı getirtilip dosyaya eklenmesi,

evvelce görev almış bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı taktirde, orman mühendisi ve bir ziraat yüksek mühendisi ya da ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi tarafından oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden keşif yapılarak eski tarihli memleket haritası, ... fotoğrafı, amenajman planı ile 1940 orman tahdidi ve 1991 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tutanak ve haritalar ile kadastro paftası,

1. ve 2. bentte değinilen tüm belgeler ve haritalar çekişmeli taşınmazlar ile birlikte ... araziye de uygulanmak suretiyle çekişmeli taşınmazların gerek 3402 Sayılı Yasaya göre, gerek 3402 Sayılı Yasadan önce 766 Sayılı Yasaya göre yapılmış tapulama çalışması var ise, bu çalışmaya göre konumunun saptanması, 1940 yılında yapılan orman tahdidi ile 1991 yılında yapılan aplikasyon çalışmalarındaki konumunun duraksamaya ... vermeyecek şekilde açıklanması, taşınmazın öncesinin memleket haritası, ... fotoğrafı ve amenajman planlarında ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi.

1940 orman tahdidi dışında kaldığı belirlendiği taktirde 3116. 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumunun saptanması, 4785 Sayılı Yasa gözetilerek yapılıp kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, 1940 orman tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki tanzim ettirilmesi, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre konumu saptanıp;

bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek şekilde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yetersiz büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verilere bulunan yeterli rapor alınması, değinilen yöntemle yapılacak araştırma ve inceleme sonucu;

a) Çekişmeli taşınmazların daha önce tapulamaya ve kadastroya tabi olduğu saptanırsa, tespit dışı bırakma işleminin de bir kadastro işlemi olduğundan , ikinci kadastronun söz konusu olacağı , ikinci kadastronun da bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılacağı, 3402 sayılı yasanın 22/2. maddesinde tespit dışı bırakılan yerlerin yeniden kadastrosunun yapılabilmesi için tapuda kayıtlı olması veya bu yerin kamu kurum ve kuruluşlarına ait olmasını öngördüğü, çekişmeli taşınmazların davalı adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tespit edildiğine, dosya kapsamından tapuda kayıtlı olması gibi bir durum söz konusu olmadığına göre, 3402 Sayılı Yasanın 22. maddesi gereğince 2. kadastronun iptaline karar verilmesi gerekeceğinin düşünülmesi,

b) Çekişmeli taşınmazların 2. kadastroya tabi olmadığının saptanması halinde; 1940 yılında yapılan orman tahdidinde orman sınırları içinde bulunduğu veya 1940 orman tahdidinin dışında olduğu, fakat 4785 Sayılı Yasa ile devletleşen ormanlardan olduğu belirlendiği taktirde orman niteliği ile Hazine adına tescile karar verilmesi, 2/B madde uygulamasına konu olmuş ise, bu niteliği ile Hazine adına tescile karar verilmesi gerekeceğinin gözetilmesi,

c) Dava konusu taşınmazların tamamı ya da bir bölümünün 1940 yılında yapılan orman tahdidi ve aplikasyon ile 2/B madde uygulamasının dışında, memleket haritası, ... fotoğrafı ve amenajman planı ile 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesine göre orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, tespit tarihine kadar davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir.Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasaya göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözönünde bulundurularak bu güne kadar orman kadastrosu yapılmamıştır. 1991 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır. 1967 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında çekişmeli parsellerin bulunduğu yerin orman olduğu kadastro paftasında gösterilerek tespit harici bırakılmıştır.

Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde yazılı imar - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davalı yararına oluştuğu kabul edilerek davanın reddi yolunda hüküm kurulmuştur.

Ne var ki; Dairenin geri çevirme kararı üzerine getirtilen 1967 yılında yapılan ilk tesis kadastrosu sırasında düzenlenen 3 numaralı orijinal kadastro paftası incelendiğinde çekişmeli taşınmazların 1967 yılında kadastroya tabi tutulup “Devlet Ormanı” belirtmesi yazılarak kadastro dışı bırakıldıkları anlaşılmaktadır.

H.G.K.’nun 21.01.2004 gün 2004/8-15-7 ve 12/05/2004 gün 2004/8-242-292 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, çekişmeli taşınmazların bulunduğu bölgede ilk arazi kadastrosu 1967 yılında 766 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğü sırasında yapıldığı ve davaya konu taşınmazların tesbit dışı bırakıldığı tartışmasızdır. Burada halledilmesi gereken sorun, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların hangi nitelikte tesbit dışı bırakıldığı konusudur.

3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı 10/10/1987 tarihten önce 2613, 5602 ve 766 sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır.

Bir diğer anlatımla; arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtlar, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarılmıştır (766 Sayılı Yasanın madde 46/3).

Bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılması Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir.

Bu uygulama, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu nedenle; somut olayın 766 Sayılı Yasa hükümleri gereğince irdelemesi yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.

1967 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazlarla birlikte bu taşınmazların bitişiğinde bulunan arazi bölümlerinin tesbit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazların bitişiğindeki ya da yakınındaki arazi bölümünün ise ... arazisi niteliğiyle hak sahipleri adına tesbit ve tescil edildikleri anlaşılmaktadır.

1940 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazların da içerisinde yer aldığı arazinin orman tahdit hattı dışında kaldığı, yapılan uygulama ile belirlenmiştir.

Arazinin konumu ve davalı taşınmazlar ile orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri gözönünde bulundurulduğunda, davaya konu taşınmazların yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır.

Her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazların öncesinin orman olmadığını, üzerinde imar- ihyayı gerektirecek nitelikte maki veya benzeri bitki örtüsünün bulunmadığını, taşınmazların davalı tarafından 30 - 40 yıldır kullanıldığını ifade etmişlerse de, kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, araziye ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez.

Mevcut deliller karşısında taşınmazların öncesinin orman olmadığı, bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanması gerekir. Davalı taraf taşınmazların öncesinin orman olmadığını kesin delillerle kanıtlayamamıştır.

6831 Sayılı Orman Yasasının 1. maddesi gereğince, "Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır." zaman içinde taşınmazlar üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Toprağı ile birlikte orman olan taşınmazların zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir.

Bu nedenlerle; davaya konu taşınmazların öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemez. Zilyetlikle mülk edinme koşulları oluşmadığı gibi, dava konusu taşınmazlar 6831 Sayılı Yasanın 05/11/2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 7. maddesi gereğince "herhangi bir nedenle orman sınırı dışında bırakılan orman" olması nedeniyle yeniden orman sınırları içine de alınabilir.

Aynı yer 418 sayılı parselin orman niteliğiyle Hazine adına tesciline ilişkin mahkemenin 09.12.2004 gün ve 1999/365-422 sayılı kararı 20. Hukuk Dairesinin 21.03.2006 gün ve 2006/805-3698 sayılı yine aynı yer 419 sayılı parselin orman niteliğiyle Hazine adına tesciline dair mahkemenin 08.07.2001 gün ve 1999/39-123 sayılı kararı 20. Hukuk Dairesinin 27.09.2005 gün ve 2005/5898-11071 sayılı kararı ile onanmıştır.

Aynı köy 505, 506, 514 ve 520 sayılı parsellerin orman niteliğiyle Hazine adına tesciline ilişkin mahkemenin 07.09.2006 gün ve 2006/172-260 sayılı kararının 20. Hukuk Dairesinin 24.05.2007 gün 2007/2646-6857 sayılı kararıyla onanmış ve kesinleşmiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacı Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve gerekçelerle red yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 10/06/2009 günü oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2009/6197, K. 2009/9608, 10 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
20. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/6197
Karar No
2009/9608
Tarih
10 Haziran 2009

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2009/6197 K.2009/6864
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2009/6198 K.2009/9266
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2009/6198 K.2009/5763
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2009/6199 K.2009/9262
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2009/6199 K.2009/7068
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2009/6200 K.2009/6085

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.