KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2010/10172 E., 2010/13899 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.181 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... Yönetimi ve davalı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 12.06.2008 tarih ve 2008/5266-8709 sayılı bozma kararında. “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki.
Orman Yönetiminin kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı iddiası ile açtığı ve aynı gün Dairemizde incelenen bir çok dosyada uzman orman ve fenni bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda orman kadastro haritası ile kadastro paftasının ölçeklerinin eşitlenerek çakıştırıldığını ve buna göre çekişmeli taşınmazların orman tahdit hattına göre orman sınırları içinde kalan ve kalmayan bölümlerini gösteren kroki sunmuşlardır.
Ancak, öncelikle değişik tarihlerde yapılan orman kadastro ve aplikasyon 2. madde ve 2/B madde çalışmalarına ilişkin orman tahdit evraklarının tamamının dosyalar içinde bulunmadığı, ayrıca uzman bilirkişilerce düzenlenen krokide gösterilen orman tahdit noktalarının komşu orman tahdit noktaları ile irtibatlı olarak uygulanmadığı, sadece tek parsel olarak uygulama yapıldığı ada bazında veya yakın poligonlar ile irtibatlı olarak uygulama yapılmadığı anlaşılmakta olup raporlar bu hali ile yetersizdir.
Bu nedenle; mahkemece, ÖNCELİKLE ÇEKİŞMELİ TAŞINMAZIN BULUNDUĞU YERDE DEĞİŞİK TARİHLERDE YAPILAN ORMAN KADASTROSU, APLİKASYON 2.MADDE VE 2/B MADDE UYGULAMALARINA ilişkin işe başlama, çalışma, ... bitirme ve ilan tutanakları ile her çalışmaya ilişkin renkli orijinalinden çıkartılmış orman tahdit haritalarının ilgili yerlerden istenerek dosyaya konulması,
daha sonra ise önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan,
orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.”
hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak,
değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı,
ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon, 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli, temyize gelen tarafın sıfatına göre usuli kazanılmış hak da göz önüne alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile 30.09.2009 tarihli fen bilirkişi raporunda (A1) işaretli 41,40 m2 ve (A2) işaretli 1117,04 m2’lik bölümlerin orman niteliğiyle hazine adına, (B) işaretli 8282 m2’lik bölümün Hazine adına tapuya tescciline, bu bölümün beyanlar hanesine 1744 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile orman sınırları dışına çıkartılmıştır şerhinin yazılmasına karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Yörede 1949 yılında 3166 Sayılı Yasa gereğince yapılan orman kadastro çalışması ile daha sonra 1978, 1984 ve 2002 yıllarında yapılan aplikasyon, 2. madde ve 2/B madde uygulamaları bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu 1969 yılında yapılmış, taşınmazın kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kaldığı gözönünde bulundurulmadan ikinci kere kadastrosu yapılarak davalı adına tespit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
1- Orman Yönetiminin taşınmazın (B) işaretli bölümüne ilişkin temyiz itirazları yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın bu bölümünün kesinleşmiş tahdit sınırları içinde iken 2/B uygulaması ile dışarı çıkarıldığı anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davalı ...’ın taşınmazın (A1) ve (A2) işaretli bölümlerine ilişkin temyiz itirazları yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1949 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünd
bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y.
934 - İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla;
sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.'nın 1023.
(E.M.Y.931 - İsviçre M.Y.974) maddesindeki "iyi niyetle edinme" kuralının da uygulanamayacağı bir yana, davalının taşınmazın niteliğini görmeden satın almasının hayatın olağan akışına ve yaşam kurallarına uygun olmayacağından, tapuya güven ve iyi niyet kurallarından faydalanamayacağı, davalı taşınmazı satın almışsa, ödediği bedeli, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre bu yeri kendisine satanlardan geri alabileceği belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, (davacının ve davalının) temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA karar verilmiştir.
3- Davalı ...’ın taşınmazın (B) işaretli bölümüne ilişkin temyiz itirazları yönünden; Orman yönetiminin kesinleşen 2/B madde alanlarında kalan taşınmazların eylemli orman oldukları takdirde dava açmakta hukuki yararı var ise de, davalı taşınmazın temyize konu bu bölümü eylemli orman değildir. Bu tür yerlerde aktif dava ehliyeti Hazineye aittir. Hazine tarafından açılmış bir dava bulunmadığına, taşınmazda eylemli orman niteliğinde olmadığına gore bu bölüme ilişkin Hazine tarafından her zaman dava açılabileceği gözetilerek Orman Yönetiminin davasının reddi gerekir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2010/10172, K. 2010/13899, 9 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama