KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2010/10795 E., 2010/13830 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
622 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Hazine, 14,930 m2 yüzölçümlü ...
Köyü 218 sayılı parselin davalı adına tapuda kayıtlı olduğunu, ancak yörede ilk kez yapılan 13/05/2008-13/11/2008 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması sonucu bu parselin 12175,499 m² bölümünün orman kadastro komisyonu tarafından orman sınırı içine alınıp daha sonra da nitelik kaybı nedeniyle 2/B uygulaması ile Hazine adına orman alanı dışına çıkarıldığından, taşınmazın bu bölümüne ait tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tescilini istemiştir.
Mahkemece, yörede arazi kadastrosunun kesinleştiği 12/11/1985 tarihinden, davanın açıldığı 19/03/2010 tarihine kadar, 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman kadastro sınırı içine alınıp daha sonra da nitelik yitirdiği gerekçesiyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescile ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı yasaya göre 2005 yılında yapılıp 13.05.2008-13.11.2008 tarihleri arasında askı ilanı yapılarak 27.10.2008 tarihinde Orman Yönetiminin Kadastro Mahkemesine açtığı dava nedeniyle kesinleşmeyen 2/B madde uygulaması vardır. Yörede genel arazi kadastro çalışması 12.11.1985 tarihinde kesinleşmiştir.
Dosyanın incelenmesinde, aynı taşınmaz hakkında Orman Yönetiminin, Köy Tüzelkişiliği ve Orman Bakanlığı aleyhine açtığı 2/B madde uygulamasına itiraz davasının Kadastro Mahkemesinin 07.08.2009 gün 2008/30-25 sayılı kararı ile ret edildiği, ancak.
Dairenin 12.07.2010 gün 2010/9078-9886 sayılı kararı ile “taşınmazın saptanan niteliği ve eğimine göre orman sayılan yer olduğu bu niteliğini kaybetmediği anlaşıldığından, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın 12.175,499 m2 bölümü hakkındaki 2/B madde uygulamasının iptali ile orman sınırı içinde bırakılmasına karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulduğu anlaşılmıştır.
O halde, mahkemece kadastro mahkemesinde görülen davanın sonucu görülmekte olan bu davanın sonucunu etkileyeceğinden, kadastro mahkemesinde görülen davanın sonucunun beklenmesi zorunludur.
O davada dava konusu yerin nitelik kaybetmediği ve orman sayılan yer olduğunun kabul edilmesi halinde, taşınmazın orman kadastro sınırları içinde kalma olgusu kesinleşecek ve Orman Yönetimince, kadastrodan sonraki nedenlere dayanarak açtığı tapu iptali ve tescil davasının esası incelenip sonuçlandıracaktır.
Kadastro Mahkemesinde Orman Yönetimi ile Köy Tüzelkişiliği arasında görülen dava, taşınmazın orman olup olmadığı konusunda değil, orman niteliğini yitirip yitirmediğine ilişkindir.
Başka bir anlatımla, 218 sayılı parselin 2/B madde uygulanmasına konu olan bölüm ile kalan bölümünün yani tamamının öncesinin orman olduğu, yörede 2005 yılında yapılan orman kadastro işlemi sonucunda davalı yönünden kesinleşmiş ve o tarihte taşınmaz kamu malı niteliğini kazanıp mülkiyet hakkı Hazineye geçmiştir. Ancak.
Kadastro Mahkemesinin 2008/30 sayılı dosyası Orman Yönetimi lehine sonuçlanırsa 218 sayılı parselin tamamı yeniden orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam edecektir. Bu durumda temyize konu davada mahkemece verilecek karar yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksalaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olacaktır. Çünkü.
6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesindeki “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit (bu kavram içine daha önce arazi kadastrosu yapılan ve yapılmayan tüm taşınmazların girdiğinin kabulü gerekir) taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tespiti,
orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince 2005 yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasının iptali için 6831 Sayılı Yasanın 11/1.maddesinde öngörülen altı aylık hak düşürücü sürenin davalı yönünden geçtiği; davacı, genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümleri uygulanamaz.
O halde, kadastro mahkemesinin 2008/30 sayılı dava dosyasının sonucu beklenilerek işin esasının incelenip karara bağlanması gerekirken mahkemece yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2010/10795, K. 2010/13830, 8 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama