KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2010/11835 E., 2010/13318 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
1.310 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 12.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 26.10.201 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacı ... vekili Av...., Hazine vekili ... ... ve karşı taraftan Orman Yönetimi vekili Av.... geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Çekişmeli taşınmaz, 2007 yılında yapılan kadastro sırasında arsa niteliğiyle 784,39 m2 olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğu belirtilerek mülkiyet hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş, daha önce davacı ... tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde Hazine, Orman Yönetimi ve köy tüzelkişiliği aleyhine açılan tescil davası ile
... ... ve arkadaşlarının tapu kaydına dayanarak açtıkları tescil davaları birleştirilerek çekişmeli taşınmaz için kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dosya kadastro mahkemesine gönderilmiştir.
Kadastro mahkemesince yapılan keşif ve yargılama sonunda çekişmeli taşınmazın bir bölümünün orman içinde kaldığı ve bu bölüm için kadastro tutanağı düzenlenmediği, tutanak düzenlenen bölümün ise ormanın devamı ve orman içi açıklık olduğu gerekçesiyle davanın reddine, 126 ada 1 sayılı parselin orman olarak Hazine adına tesciline, tespit dışı olduğu belirlenen bölüm yönünden görevsizliğe karar verilmiş, temyiz eden davacılar kararın bilirkişi raporlarına aykırı olduğunu, Hazine ise taşınmazın orman niteliğinde olmadığını belirterek hükmü temyiz etmişlerdir.
Dosyanın incelenmesinde;
1) 126 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, kadastro sırasında 784,39 m2 olarak tespit edilmiş; bilirkişi fen elemanı, krokili raporunda 666,77 m2 bölümün orman sınırları içinde bırakıldığını, 1 sayılı parselin 117,88 m2 olduğunu bildirdiği halde bu konu araştırılmamış, kadastro müdürlüğünden kadastro paftası getirtilip farkın neden kaynaklandığı sorulmamış, kararda da 126 ada 1 sayılı parselin yüzölçümü belirtilmemiştir.
2) Yerel bilirkişi ve tanıklar temyiz eden davacının önceki maliklerle birlikte toplam zilyetliğinin 30 yıldan fazla olduğunu, bilirkişi ziraat yüksek mühendisi taşınmaz üzerinde süs bitkileri ve mevye ağaçları olduğunu, 25-30 yıl önce imar ihyasının tamamlandığını, kadim ziraat arazisi, jeolog bilirkişi taşınmazın % 2-3 eğimli kültür toprağı, orman yüksek mühendisi bilirkişi de 1959 ve 1939 yılı uçuşlu hava fotoğraflarında açık alanda görüldüğünü, 1967 yılında kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları dışında, orman sayılmayan, orman içi açıklık niteliğinde olmayan bahçe niteliğinde olduğunu bildirmişlerdir.
3) Yerel mahkeme, uzman bilirkişilerin gerekçeli raporlarının aksine, bilirkişilerin gerçeğe aykırı rapor verdikleri konusunda araştırma yapmadan ve suç duyurusunda da bulunmadan H.Y.U.Y.'nın 275 ve devamı maddelerine aykırı olarak teknik bilgi gerektiren konularda kişisel gözleme dayanarak ve dosyadaki belgelere ters düşecek şekilde taşınmazın orman içi açıklık olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
4) Taşınmazın bulunduğu yörede 1967 yılında seri usulle orman kadastrosu yapılmış ve çekişmeli taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır. Taşınmaz 354, 355 ve 356 sayılı orman sınır noktalarını birleştiren hattın batı ve kuzeyinde bulunmakta olup, orman sınırına bitişiktir. Bu nedenle, çekişmeli taşınmazın orman niteliğini belirleyen bir çalışmanın bu güne kadar yapılmadığını söylemek mümkün değildir.
1939 ve 1959 yılı uçuşlu hava fotoğraflarında açık alanda kalması, 1967 yılında kesinleşen orman dışında ve bu sınıra bitişik olması nedeniyle "herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalmış veya unutulmuş orman" olarak 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7/1. Maddesi gereğince her zaman orman olarak sınırlandırılabileceği düşüncesi de yasanın özüne ve dosyadaki belgelere uygun düşmemektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, belirtilen eksiklerin giderilmesi, gerekirse yeniden keşif yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması düşüncesinde olduğumdan onama yönündeki sayın çoğunluk kararına katılmıyorum.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2010/11835, K. 2010/13318, 28 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama