KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2012/7407 E., 2012/9180 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
770 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, dava konusu ... köyü, 194 ada 2 nolu 10515,69 m2 yüzölçümlü parsel, fındık bahçesi vasfıyla belgesizden, önceki maliki ... tarafından İstanbullu bir kişiye satıldığı, ancak buna yönelik her hangi bir belge ibraz edilmemiş olması nedeniyle davalı Hazine adına tesbit edilmiştir.
Davacı ..., satış senedine dayanarak, adına 1830 m2 olarak tesbit edilen 194 ada 3 nolu parselin yüzölçümünün eksik tesbit edildiğini, bu bölümün Hazine adına tesbit edilen 194 ada 2 nolu parsel sınırları içine alındığını iddia ederek kadastro tesbitinin iptali ile zilyetliğinde bulunan eksik kalan bölümün de adına tesbit gören taşınmaz ile birlikte tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı adına tesbit edilen 194 ada 3 nolu parselin sınırlarının 60 yıldır değişmediği, satış yoluyla davacıya intikal ettiği, taşınmazın 60 yıldır fındık bahçesi olarak kullanıldığı ve davacının eklemeli zilyetliğinin 60 yıldan fazla olduğu,
tesbit sırasında taşınmazın sınırlarına uyulmadığı gerekçe gösterilerek davanın kabulüne, kadastro müdürlüğü ile köy tüzel kişiliğine karşı açılan davanın husumetten reddine ve 194 ada 2 nolu parselin bilirkişi raporuna ekli krokide (B) ile gösterilen 393,27 m2 yüzölçümlü bölümünün kadastro tesbitinin iptali ile davacı adına tesbit edilen 194 ada 3 nolu parsel ile birleştirilerek davacı adına tesciline, 2 nolu parselin geri kalan bölümünün tesbit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava; kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmaz yönünden davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; davacı yönünden kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşulları usulünce araştırılmamış, ziraî bilirkişi ve tanık dinlenmemiştir. Zilyetlik maddî bir olgu olup, bunun tanık dahil her türlü delille kanıtlanması gerekir. Salt yerel bilirkişi anlatımı hükme dayanak alınamaz. Ayrıca, dosya içeriğinden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı anlaşılamamaktadır. Çekişmeli taşınmazın sınırında orman bulunduğu halde, mahkemece bu hususta araştırma yapılmamıştır.
O halde mahkemece, yörede yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun bulunması halinde, tahdit haritasına göre taşınmazın konumu belirlenmeli, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte,
çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli. 3116, 4785 ve 5658 sayılı yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.;
2012/7407 - 9180
14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli;
yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra,
her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, dosya içinde bulunan mera kaydı uygulanarak, taşınmazın mera ile ilgisi tesbit olunmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden ve mera olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir.
Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; taraflardan tanıkları sorulup, H.Y.Y.’nın 259 ve 261. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenip; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp;
tesbit tarihine kadar (gerçek kişi) yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme, araştırma ve uygulamaya dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2012/7407, K. 2012/9180, 18 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama