KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2012/9620 E., 2013/6102 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
527 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... Yönetimi ve davalılardan .... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... Yönetimi 25.05.2009 tarihli dilekçesiyle, ... Beldesi, 2372 parsel sayılı 7160,00 m² yüzölçümündeki davalı gerçek kişilerin miras bırakanı adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı iddiasıyla, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili ve davalıların taşınmaza elatmasının önlenmesi istemleriyle dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu ... Köyü, 2372 parsel sayılı taşınmazın, 30.06.2010 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 193,81 m² yüzölçümündeki bölümünün orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, bu kısma davalıların elatmasının önlenmesine, geriye kalan 6966,19 m² yüzölçümündeki bölümün tapu maliki üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davacı ... Yönetimi vekili ve davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali, tescil ve elatmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1979 yılında ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır.
1) Tapu iptal ve tescil kararına yönelik temyiz itirazları yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, çekişmeli 2372 parsel sayılı taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 193,81 m² yüzölçümündeki bölümünün kesinleşen orman tahdidi içinde, parselin geriye kalan 6966,19 m² yüzölçümündeki bölümünün ise, orman tahdidi dışında kalan yerlerden oldukları anlaşıldığına göre, dava konusu taşınmazın tapu kaydının kısmen iptali yönünde kurulan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Davalı gerçek kişinin elatmanın önlenmesi kararı ile yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Türk Medenî Kanununun 683. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı bulunan malik hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Yine aynı hüküm uyarınca, haksız bir elatma varsa, anılan hüküm, malike her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteme yetkisi de tanımıştır. Somut olayda, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmaz davalı gerçek kişilerin miras bırakanı adına tapuda kayıtlıdır.
Davalı gerçek kişiler, dava tarihinden önce taşınmaz üzerinde tapu kaydına dayanarak tasarrufta bulunduklarından, davalı gerçek kişilerin dava konusu taşınmaza haksız bir elatmasından söz edilemez. Bu itibarla, Orman Yönetiminin elatmanın önlenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yolunda hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
Öte yandan, karar tarihinden sonra 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince davalılar aleyhine harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğinden, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden kurulan hükmün de karar tarihinden sonra yürürlüğe giren yukarıda anılan kanun hükmü gereği bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2012/9620, K. 2013/6102, 27 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama