KÜNYE
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2013/6352 E., 2013/10106 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
322 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı 27.02.2010 tarihli dava dilekçesi ile,... Mahallesi 1735 ada 5 parsel sayılı, 1736 ada 10 parsel sayılı ve 1739 ada 2 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydındaki "6831 sayılı Kanunun 2/B" şerhinin iptaline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, Orman Yönetimi aleyhine açılan davanın husumet nedeni ile reddine, Hazine aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen 2/B madde alanında kalan taşınmazın tapu kaydındaki 2/B şerhinin iptali istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1948 yılında 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 3302 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan ve 15.09.1989 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
26.04.2012 gün ve 28275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe giren 19.04.2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun “2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini ve iade edilecek taşınmazlar” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde,
tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtlarının bedel alınmaksızın geçerli kabul edileceği ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmelerinin terkin edilerek tescillerinin aynen devam edeceği,...” öngörülmüştür.
Sözü edilen 6292 sayılı Kanunun 7 ve 9. maddelerinde öngörülen hükümler çerçevesinde değerlendirme yapılması ve davacıya haklarını kullanma imkânı tanınması için, temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekmektedir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2013/6352, K. 2013/10106, 14 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama