İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /20. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 20. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2013/7420 K.2014/749

Taraflar arasındaki orman kadastro tesbitine itiraz davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 02/07/2013 gün ve 2013/3142 - 2013/7479 sayılı ilâmıyla bozulmasına karar verilmiş, süresi içinde davalı ...…

Esas2013/7420Karar2014/749Tarih20 Ocak 2014Okuma7 dk · 1.475 kelime

KÜNYE

20. Hukuk Dairesi 2013/7420 E., 2014/749 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
20 Ocak 2014
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.475 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki orman kadastro tesbitine itiraz davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 02/07/2013 gün ve 2013/3142 - 2013/7479 sayılı ilâmıyla bozulmasına karar verilmiş, süresi içinde davalı ... Yönetimi vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı 11.08.2010 havale tarihli dava dilekçesinde, ... İlçesi, ... Köyünde yapılan kadastro çalışmalarında, 100 yıldır murisinden intikalen zilyetlikleri altında bulunan taşınmazın 1250,50 m² yüzölçümündeki bölümünün 123 ada 1 parsel sayısıyla tesbitinin yapıldığını, ancak, zilyetlikleri altında bulunan taşınmazın yaklaşık 10,000 m² yüzölçümünde bulunduğunu, eksik kalan 8750,00 m² yüzölçümündeki bölümün ormana bırakıldığını iddia ederek, ada ve parsel sayısı bildirmeden, orman içinde bırakılan taşınmazın tesbitinin yeniden yapılması istemiyle dava açmıştır.

Davacı ... 21/10/2010 tarihli celsede, 123 ada 1 sayılı parselin eksik ölçüldüğünü, eksik ölçülen ve orman tahdidi içinde bırakılan bölümünün 123 ada 1 parsele ilave edilerek adına tescilini talep ettiğini bildirmiştir.

Müdahil davacılar ... ve ... ise, 25/03/2011 havale tarihli harçlı dilekçeleriyle, davacının dava konusu yaptığı taşınmazda 1/3’er payları bulunduğu iddiasıyla davaya konu edilen taşınmazın 1/3’er hisseyle adlarına tescili istemiyle davaya katılmışlardır.

Davacı ... vekili, 24/05/2010 tarihli celsede ise, dava ettikleri taşınmazın davacı ... ile davacı ...’nın kardeşleri olan müdahil davacılar ... ve ... adına birlikte tescilini istediklerini beyan etmiştir.

Mahkemece, davanın usûlden reddine karar verilmiş, davacı ile müdahil davacılar vekilinin temyizi üzerine, Dairenin 02/07/2013 gün ve 2013/3142 - 2013/7479 sayılı kararıyla “123 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 2008 yılında yapılan kadastro sırasında 1250 m² yüzölçümüyle davacı ve arkadaşları adına tesbit ve tescil edilmiş ve davacı eksik ölçülen kısmın ormanda bırakıldığını ileri sürmüş olduğuna göre, 101 ada 1 sayılı parsel içinde bir bölüm yeri dava ettiğinin açık olduğu,

ayrıca, H.M.K.'nun 124. maddesi iradi olarak dahi taraf değişikliğine imkan verdiğine göre ... mirasçılarının davaya katılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasında da isabet bulunmadığı belirtilerek, usûlüne uygun orman ve zilyetlik araştırması yapılıp, hak düşürücü sürelerin geçip geçmediği de tartışılarak toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün BOZULMASINA” karar verilmiştir.

Davalı ... Yönetimi vekili bu kez, TMK’nun 701 ve 702. maddeleri gereğince, elbirliği mülkiyetine tabi bir taşınmaz için kural olarak üçüncü kişilere karşı tüm mirasçıların birlikte dava açmaları gerektiği, 6100 sayılı HMK’nun 119/1-ğ maddesinde, dava dilekçesinde “açık bir şekilde talep sonucunun olması” gerektiğinin bildirildiğini, ancak, davacı tarafın dava ettiği 8750,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın hangi parselden ayrılarak 123 ada 1 parsele ilave edilmesi konusunda herhangi bir beyanda bulunmadığı ve bu nedenle talep sonucunun açık olmadığı gerekçeleri ve inceleme esnasında ortaya çıkacak diğer nedenlerle kararın düzeltilmesini istemiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.

-2-

Yörede 16/052008 ilâ 16/06/2008 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen genel arazi kadastrosu vardır, dosya kapsamından orman kadastrosunun ne zaman yapıldığı anlaşılamamaktadır.

1) Müdahil davacılar ... ve ... yönünden;

Mahkemece, 07/03/2013 tarihli celsede alınan ara kararla, ... ve ...’a ait müdahale taleplerinin bu kişilerin 3. kişi olmadıkları belirtilerek, müdahale talebinin reddine karar verildiği ve müdahil davacılar ... ve ...'ın karar başlığında taraf olarak gösterilmediği anlaşılmaktadır.

Oysa, ... ve ..., 22/03/2011 havale tarihli harçlı dilekçeleriyle, davacının dava konusu yaptığı taşınmazda 1/3’er payları bulunduğu iddiasıyla, davaya konu edilen taşınmazın davacı ile birlikte 1/3’er payla adlarına tescili istemiyle husumeti Orman Yönetimine yönelterek dava açmışlardır. Bu talep davaya aslî müdahale niteliğindedir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 65. madde hükmünde, “(1) Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. (2) Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır.” denilmiştir.

Asli müdahale davası açan kişinin (asli müdahale davacısının) bu dava için ayrı harç ödemesi gerekir. Çünkü, asli müdahale davası, ilk davadan bağımsız ayrı bir davadır. Müdahilin usulüne uygun biçimde dava açması (ve harçlarını ödemesi ile) asli müdahale tamamlanmış olur. Bunun dışında, mahkemenin asli müdahale talebinin kabulüne karar vermesine gerek yoktur. Asli müdahale davası, bağımsız ayrı bir dava olduğundan, bununla dava açılmasının bütün sonuçları doğar. (KURU Baki/ARSLAN Ramazan/YILMAZ Ejder, Medeni Usûl Hukuku, 22. Bası, Ankara 2011, s. 520).

Somut olayda da; ... ve ... tarafından, harcı yatırılarak usûlüne uygun müdahale dilekçesi verilmiştir. Bu durumda, mahkemece, aslî müdahillerin davasında uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, ara kararıyla aslî müdahale talebinin reddine karar verilmesi hukukî dayanaktan yoksun olup, HMK’nun 65. maddesine aykırıdır.

2) Davacı ... yönünden ise;

Mahkemece, dava konusu taşınmazın ada ve parsel sayısının bildirilmediği için talep sonucunun açık olmadığı ve davacının dava dilekçesinde dava ettiği taşınmazın murislerinden intikal ettiğini bildirdiği, ancak, tüm mirasçılar adına değil, sadece kendisi ve kardeşleri ... ve ... adına tescil isteğinde bulunduğu ve TMK’nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyetine tabi taşınmaz için kural olarak üçüncü kişilere karşı tüm mirasçıların birlikte dava açmaları gerektiği gerekçelerine dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir.

Ne var ki; verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki, öncelikle, mahkemece dosyaya getirtilen kadastro paftasından, davacının dava dilekçesinde söz ettiği 123 ada 1 sayılı parselin, 101 ada 1 sayılı orman parseline komşu olduğu görülmektedir. Davacının dava dilekçesi ile dosya arasındaki kadastro paftası birlikte gözetildiğinde, davacının 101 ada 1 sayılı orman parselini dava ettiği anlaşılmaktadır. O halde, dosya kapsamından dava konusu edilen orman parselinin ada ve parsel sayısı anlaşıldığı halde, mahkemece, ada ve parsel sayısının bildirilmediği için talep sonucunun açık olmadığı yönündeki gerekçesi yerinde değildir.

Ayrıca, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119/1-ğ maddesine göre, açık bir şekilde talep sonucunun dava dilekçesinde bulunması gereken hususlardan olduğu, 119/2. maddesine göre ise, dava dilekçesinde talep sonucunun açık olmaması halinde, hâkimin, davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vereceği ve bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Mahkemenin kabulüne göre, talep sonucunun açık olmadığı kabul edilse dahi, mahkemece HMK’nun 119/2. maddesine gereğince eksikliğin tamamlanması için davacı tarafa süre verilmemiştir. Kaldı ki, süre verilir ve eksiklik kesin süreye rağmen giderilmezse, davanın reddine değil, davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekecektir.

Mahkemenin, TMK’nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyetine tabi taşınmaz için kural olarak, üçüncü kişilere karşı tüm mirasçıların birlikte dava açmaları gerektiği yönündeki gerekçesi yerinde olmakla birlikte, dava konusu edilen taşınmazın terekenin paylaşımı sonucu ya da bağış veya satış yoluyla davacı ve müdahil davacılara intikal edip etmediği konusu hiçbir şekilde

-3-

araştırılmamıştır. Zira, yüzölçümünün eksik ölçüldüğü iddia edilen 123 ada 1 parsel sayılı taşınmaz

2008 yılında yapılan kadastro sırasında davacı ... adına tesbit edilmiş, daha sonra 2010 yılında trampa ve birleştirme yoluyla 1/3’er hisse ile davacı ... ve müdahil davacılar ... ve ... adlarına tescil edilmiştir.

Gerçekten davacı ... dava dilekçesinde, dava ettiği taşınmazın muris babasından intikalen geldiğini ifade etmiştir. Bu durumda, mahkemenin gerekçesinde belirtildiği gibi tereke TMK'nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp her birinin payı taşınmazların tamamı üzerinde söz konusudur. Dosya içinde bulunan nüfus kayıt örneğine göre, ...’nın davacı ve müdahil davacılar dışında, ... ve ... isimli kızları da bulunmaktadır. Davacı ..., ilk önce sadece kendi adına, daha sonra kendisi ile birlikte erkek kardeşleri olan müdahil davacılar ... ve ... adlarına hisseli tescil isteğinde bulunmuştur.

Terekeye dahil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı aktif dava açma sıfat ve hukukî ehliyetleri bulunmamaktadır. TMK'nun 702. maddesi uyarınca elbirliği mülkiyetinde tasarrufî işlemlerde oybirliği aranır. Dava da bir tasarrufî işlem olup tüm mirasçıların birlikte, üçüncü kişi durumunda bulunan davalı ... Yönetimine karşı dava açmaları zorunludur.

Şayet dava konusu taşınmaz terekenin paylaşımı sonucu ya da bağış veya satış yoluyla davacı ve müdahil davacılara intikal etmemiş ise, davacı ve müdahil davacılar tereke, yani tüm mirasçılar adına tescil isteğinde bulunmadıklarından, dava dışı kalan mirasçıların davaya dahil edilmesi, açılan davaya karşı olurlarının alınması ya da terekeye temsilci atanmak suretiyle taraf teşkili sağlanarak davanın yürütülmesi olanağı da bulunmamaktadır

Bu nedenle, dava konusu edilen taşınmazın terekenin paylaşımı sonucu ya da bağış veya satış yoluyla davacı ve müdahil davacılara intikal edip etmediğinin usûlüne uygun olarak araştırılıp açıklığa kavuşturulması, belirtilen yollarla davacı ve müdahil davacılara geçtiğinin saptanması hâlinde, Ormanların mülkiyeti Hazineye, kullanma hakkı ise Orman Yönetimine ait olduğundan, Hazine davaya davalı sıfatıyla dahil edilerek husumet yaygınlaştırıldıktan sonra işin esasına girilerek, usûlüne uygun orman ve zilyetlik araştırması yapıldıktan sonra sonucuna göre hüküm kurulması,

muristen kalan terekenin, bağış veya satış yoluyla veya tüm mirasçıların katılımıyla yöntemine uygun biçimde paylaşım sonucu davacı ve müdahil davacılara intikal etmediğinin tesbit edilmesi halinde ise, davacı ve müdahil davacıların elbirliği mülkiyetine tâbi bulunan terekeye dahil taşınmaz için tek başlarına aktif dava açma sıfat ve hukukî ehliyetleri bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekecektir.

Mahkemece belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

Bu itibarla, yukarıda açıklandığı gibi mahkemece verilen karar usûl ve kanuna aykırı olup, kararın yukarıda belirtilen nedenler ile bozulması gerekirken, yanılma sonucu yazılı şekilde değişik gerekçelerle bozulduğu anlaşıldığından, davalı ... Yönetimi vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin önceki bozma kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme kararının yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı ... Yönetimi vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 02/07/2013 gün ve 2013/3142 - 2013/7479 sayılı bozma kararı kaldırılarak, 07/03/2013 gün ve 2010/72-2013/49 sayılı yerel mahkeme kararının yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 20/01/2014 gününde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2013/7420, K. 2014/749, 20 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
20. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/7420
Karar No
2014/749
Tarih
20 Ocak 2014

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2013/7420 K.2014/1997
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2013/7420 K.2014/944
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2013/7420 K.2014/202
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2013/7421 K.2014/942
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2013/7422 K.2014/842
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2013/7422 K.2014/2937

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.