KÜNYE
20. Hukuk Dairesi 2014/8890 E., 2015/1233 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
726 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine ve ............ Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davacılar TMK’nun 713. maddesi gereğince tapusuz taşınmazların adlarına tapuya tescilini talep etmişler, mahkemece fen bilirkişinin düzenlendiği krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen kısımların tescili yönünde hüküm kurulmuştur.
Yörede 1956 yılında arazi kadastrosu yapılırken 486 nolu parsel davacıların annesi .............. adına tespit edilmiş, bu tespite ............ Yönetimi itiraz edince, Gezici Kadastro Mahkemesinin 1956/357 E. – 1959/203 Karar sayılı dosyada yapılan yargılama sonucu taşınmazın orman olarak tescil harici bırakılmasına karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
1987 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında kesinleşen bu mahkeme kararı nazara alınmaksızın taşınmaz tahdit dışında bırakılmıştır.
Mahkemece, davacıların tescil talebinde bulundukları taşınmazın bir kısmı 486 nolu parsel içinde kalmasına rağmen, tahdit dışında bırakıldığı tarihten itibaren dava tarihine kadar aradan 20 yıllık süre geçtiği, imar ve ihya şartlarının gerçekleştiği, zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu belirlenerek taşınmazların tamamı hakkında tescil hükmünün kurulması yerinde görülmemiştir.
Çünkü; hem kesin hüküm sözkonusudur, hem de mahkeme kararı ile orman sayılan yerlerden olduğu belirlenen taşınmazın zilyetlik yoluyla kazınılması mümkün değildir. Kadastro mahkemesinin 1956/357 E. – 1959/203 Karar sayılı dosyasında ............ Yönetimi ile davacıların annesi .............. arasında yargılama yapılmış ve orman olduğu yönünde verilen karar kesinleşmiştir. H.M.K.’nun 303/3f. göre kesin hüküm tarafların küllü halefleri hakkında da geçerlidir.
Kadastro mahkemesinin kesinleşen bu kararı davacılar yönünde de bağlayıcıdır.
............ Kadastrosu yapılırken (1987 yılında) taşınmazın tahdit dışında bırakılması taşınmazın orman vasfını değiştirmeyecektir. ............ kadastro komisyonu çalışması sırasında kesinleşen mahkeme kararını nazara almamıştır. Kadastro komisyonu taşınmazın tesciline karar vermediği için tapuya tescil edilmemiştir, 486 nolu parsel tapuda bu nedenle kayıtlı değildir.
Taşınmazın tahdit dışında bırakılması kesinleşen mahkeme kararının geçersizliğini veya hukukî kıymetini kaybettiğini göstermeyecektir. Kesinleşen mahkeme kararı tartışılamaz ve yerine getirilmesi zorunludur. Ayrıca, mahkemece re’sen dikkate alınması zorunludur. ............ olduğu mahkeme kararı ile belirlenen taşınmazlar zilyetlikle kazanılamazlar, özel mülkiyete de konu olamazlar.
486 nolu parselle aynı konumda olan, 485 nolu parsel hakkında orman olduğu yönünde kadastro mahkemesince karar verilmiş ve bu parselle ilgili tescil davası açılmamıştır.
Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre mahkeme kararı ile orman olan yerlerin zilyetlikle kazanılması ve özel mülkiyete konu olması mümkün değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacıların tescili talep ettikleri taşınmazların 486 nolu parsel içinde kalan bölümleri hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yönünde hüküm kurulmasının doğru olmadığı kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2014/8890, K. 2015/1233, 5 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama