İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /20. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 20. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2015/10592 K.2017/751

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Esas2015/10592Karar2017/751Tarih2 Şubat 2017Okuma8 dk · 1.542 kelime

KÜNYE

20. Hukuk Dairesi 2015/10592 E., 2017/751 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
2 Şubat 2017
Mahkemesi
Kadastro Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.542 kelime·8 dk okuma

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

2859 sayılı Kanuna göre yapılan tapulama ve kadastro paftalarının Yenilenmesi Çalışmaları sırasında ... Belediyesi yeni ... ada ... parsel sayılı 3313.58 m² (eski ... parsel sayılı 3760 m²) yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı ... Yönetimi, taşınmazın orman aleyhine genişletildiği iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin A=100.89 m² bölümünün orman niteliği ile Hazine adına, B=3212.67 m² bölümünün ... mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davacı ... Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06/07/2009 tarih 2009/9480 E. - 11287 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.

Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "...Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Orman Yönetimi tarafından K.Kumla köyünde 2859 sayılı Kanun gereğince yapılan kadastro paftalarının yenilenmesi çalışması sonucunda yörede 1948 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın bir bölümünün gerçek kişilere ait taşınmazlar içine alındığı iddiası ile dava açıldığı,

K.Kumla köyünde ilk tesis kadastrosunun 1961 yılında 766 sayılı Tapulama Kanununa göre tekometrik yöntemle pratik olarak oluşturulan tapulama paftasının bugünkü teknoloji karşısında uygulama niteliğini kaybettiğinden dolayı mevcut zemin ve kadastro paftalarının uyumsuz olduğu ve zemindeki sınırların ilk tesis kadastrosundan beri değişmediği ve aynı sınırlar içinde kullandığı belirtilerek 2859 sayılı Yenileme Kanunu ve Yönetmeliğinin 18. maddesinde tanımlanan sabit ve değişmez sınırlar esas alınarak yenileme sınırlarının oluşturulduğu anlaşılmaktadır.

Uzman fen bilirkişisi tarafından verilen raporda, taşınmazın (A) bölümünün 1948 yılında kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığı açıklanmıştır.

2859 sayılı Kanunun Yenileme başlıklı birinci maddesi; "Teknik nedenlerle yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden veya eksikliği görülen ve en az bir mevkii ya da ada biriminde zemindeki sınırları gerçeğe uygun şekilde göstermediği tespit edilen tapulama ve kadastro paftaları bu kanun hükümlerine göre Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün teklifi ve ilgili bakanın onayı ile yenilenir. Buna göre tapu sicilinde gerekli düzeltmeler yapılır" hükmünü taşımaktadır.

Yenilemenin esasları başlıklı dördüncü maddesi; "Yenileme yalnız teknik çalışmaları kapsar. Tapu siciline geçmiş veya geçmemiş mülkiyet ve mülkiyete ilişkin haklar inceleme konusu yapılamaz.Yenileme işlemi sırasında ilk kadastro ve tapulamanın tahdit ve tespit ettiği parsel sınırlarına itibar olunması esas alınır. Parselin zemindeki sınırları değişmemiş ise ölçümleme sonunda yeni bulunan değerler aynen kabul edilir. Parselin zemindeki sınırları değişmiş veya işaretsiz ise ilk kadastro veya tapulamanın pafta ve fenni belgelerinden

yararlanarak sınırlar tespit edilir. Parsel sınırlarının tespit edilememesi halinde yol, dere ve benzeri tabii ve suni tesislerle çevrili parseller topluluğu bir bütün olarak ele alınır. Bu topluluk içindeki parsellerin konumu dikkate alınarak yüzölçümü farklılıkları her bir parselin sicilindeki yüzölçümü ile orantılı olarak bütün parsellere dağıtılmak suretiyle dengelenir. Bu işlemler sırasında parseller içindeki mevcut daimi yapı ve tesislerin aynı parsel içerisinde bırakılması, hak sahiplerinin birbirleri ile uyuşmazlık çıkarmadan kabullendikleri yerleşme biçimlerinin olduğu gibi muhafazası gözönünde bulundurulur. Bu topluluk içindeki sınırları değişmemiş parseller dengelemeye dahil edilmeyip haklarında üçüncü fıkra hükmü uygulanır" şeklinde düzenlenmiştir.

Öte yandan.

Kanunun 6. maddesine göre çıkarılan yenilemenin yapılış biçimi ve uygulanacak teknik yöntemleri gösteren yönetmeliğin 23. maddesinde parsel sınırları veya köşe noktalarında tapulama veya kadastro sırasında varolan ifraz ve parselasyon sonucu doğmuş olan parsellerin yenilemede, durumunu koruyan sabit zemin işaretleri tespit edilerek, anılan sınırların yenilemede esas alınacağı 24. maddesinde yapılan ölçülerde herhangi bir hata bulunmaması halinde bu sınırlara aynen itibar edileceği, 28. maddesinde ise sınırları zeminde belirlenen parsellerle parseller topluluğunun yüzölçümlerinin köşe koordinatlarına göre hesaplanacağı vurgulanmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki, yenileme işlemi önceki kadastro ile saptanan mülkiyet ve geometrik durumu yok sayan veya tamamen hükümsüz kılan yeni bir kadastro çalışması değil, mümkün olduğu kadar aslına sadık kalınarak onun eksikliklerini tamamlayan sınırlarında ve yüzölçümlerinde görülen yanlışlıkları "orantı" ve "dengeleme" kurallarına göre düzelten bir önceki kadastroya ek bir işlemdir.

Zorunlu sebepler (parsel köşe noktalarının kaybolması, röperlerin bozulması gibi) sonucu ortaya çıkan sınır değişiklikleri, her zaman mülkiyet değişikliği niteliğinde değildir. İlk kadastronun aslına bağlı kalınmakla beraber tüm yasa ve yönetmelikte gösterilen bilimsel ve teknik verilere uygun olarak yapılan ölçümlere karşın elde olmayan zorunlu sebepler sonucu ortaya çıkan değişiklik ve buna bağlı olarak belirlenecek geometrik durum da kabul edilmelidir.

Ayrıca, ilk kadastro ile yenileme sonucu üretilen paftalar ve buna bağlı parseller ya da parsel topluluğu arasındaki fark yada farklar tecviz dışı ise parsel yüzölçümlerinin yukarıda değinildiği şekilde dengeleme ve orantı yoluyla düzeltileceği, bu suretle meydana gelen haksızlıkların da önlenebileceği kuşkusuzdur.

Bu durumda, sınırların değişmesi halinde uygulanacak hükümle, değişmemesi halinde uygulanacak hükümler birbirinden farklı olacağından sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle sınırların değişip değişmediğinin belirlenmesi zorunludur. Sınırlarda bir değişiklik yoksa eski sınırlara değer verileceği, sınırlarında ve yüzölçümlerinde bir yanlışlık ve eksiklik bulunmayan parsellerin yenileme dışı bırakılması gerekir.

Sınırlarda değişiklik mevcut ise, tapulama haritaları ile yenileme haritalarının çakıştırılıp uygulanması, bu uygulamada özellikle parsel köşelerinin hesaplanacak koordinatlarına göre tersim edilmesi, sınırların tespit edilememesi halinde sabit noktalardan (sınırlardan) yararlanılması, tüm bulguların arz üzerinde işaretlenip röperlenmesi ve gerekçelerin gösterilmesi asıldır.

Taşınmazda fiili kullanım sonucu ortaya çıkan yeni oluşum, bir mülkiyet değişikliği niteliğinde olup, yenileme paftalarında nazara alınmayacağı düşünülerek teknik bilirkişi raporunda; yenileme ve tesis kadastrosu arasındaki farkın ilk tesis kadastrosunun hatalı olmasından mı, yoksa ilk üretilen haritanın koordinat hesaplarında yapılan hatalar ve sınırlandırmalar sonucu mu meydana geldiğini, yenilemenin zemine mi uygun olduğunu açıklamaklıdır.

Ne var ki; mahkemece, somut olayın özelliğine göre yukarıdaki ilkeler gözetilerek bir uygulama yapıldığından söz etme olanağı yoktur. İlk kadastro paftası ile yenileme paftası çakıştırılmış ise de, parsellerin yüzölçümleri, köşe koordinatlarına göre hesaplanmamış, köşe noktası olarak saptanan sınırın hangi sabit sınır olarak neden alındığı hususu gerekçesi de gösterilerek açıklanmamış, ilk kadastral sınırlara itibar edilmemesinin hangi zorunlu sebeplerden ileri geldiği belirtilmeden, mülkiyet durumunu değiştirecek şekilde yeni bir pafta oluşturulmuştur. Bu dosyada ve temyize konu olan diğer dosyalarda çekişmeli taşınmazlar

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden orman niteliğindeki taşınmaza sınır olduğundan Tapulama ve Kadastro Paftalarını Yenileme Yönetmeliğinin 18. maddesinin (d) bendinde açıklandığı gibi bu sınırlar değişebilir sınır olması nedeniyle ve bu sınırın değişmez kabul edilmesi de doğru değildir.

2859 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince yenileme tespitlerine yapılacak itirazlar ve komisyon kararlarına karşı açılacak davalar, 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre kadastro mahkemelerinde çözümlenir. Yine aynı Kanunun 4. maddesi gereğince "Yenileme yalnız teknik çalışmaları kapsar.

Tapu siciline geçmiş veya geçmemiş mülkiyet ve mülkiyete ilişkin haklar inceleme konusu yapılamaz..." Somut olayda; dava, yenileme tespitine karşı askı ilân süresi içinde açıldığından, 5. madde gereğince davaya bakma görevi kadastro mahkemesine aittir.

4. madde hükmüne göre kadastro mahkemesinin görevi, teknik çalışmaları kapsayan yenileme işleminin yasaya ve yönetmeliğe uygun yapılıp yapılmadığını belirlemek suretiyle sadece bu konuda davanın esası hakkında bir karar vermekten ibarettir. Paftaların yenilenmesine itiraz davalarında tapu siciline geçmiş veya geçmemiş mülkiyet ve mülkiyete ilişkin haklar inceleme konusu yapılamaz.

Davalıya ait taşınmazın sınırında devlet ormanı vardır. Temyize konu dava paftaların yenilemesi sırasında hata yapıldığı iddiasıyla birlikte kesinleşen orman tahdidi içinde kalan davalılara ait tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili iddiasını da kapsamaktadır. Orman Yönetimi ya da Hazine, kesinleşen tahdit içinde kalan taşınmazın tapusunun iptal ve tescili isteği ile herhangi bir süreye bağlı kalmadan genel hukuk mahkemesinde dava açabilir. Ancak, bu konudaki dava görevsiz olan kadastro mahkemesinde açılmıştır.

O halde; mahkemece yapılması gereken iş: "Paftaların yenilenmesi sırasında 2859 sayılı Kanunun 4. maddesi ve bu yasa hükümleri uyarınca çıkartılan yönetmelik hükümlerine aykırı işlem yapılıp yapılmadığını, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yaptıracağı bilirkişi incelemesi ile saptayarak süresinde açılan davanın esası hakkında hüküm kurmak, davacı Yönetimin paftaların yenilenmesi işlemine karşı açtığı bu davanın yönetimin lehine ya da aleyhine karara bağlanması,

Orman Yönetiminin taşınmazın kesinleşen tahdit içinde kaldığı ya da orman olduğu iddiasıyla açılan ya da açılacak tapunun iptal ve tescil davası yönünden HUMK’nın 237. maddesi anlamında bir kesin hüküm oluşturmayacağı düşünülerek, Yönetimin çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı ya da taşınmazın orman olduğu iddiasıyla davalıların tapusunun iptal ve tescili isteğiyle açılan davadan dolayı da görevsizliğe karar vermekten ibarettir..." denilmiştir.

Mahkemece bozma kararına uyularak davacının davasının kısmen kabulüne; dava konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile 12/11/2012 tarihli bilirkişi raporu ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen 3.871,64 m²'lik kısmın tarla vasfı ile ... mirasçıları adlarına tapuya tesciline; (A) harfi ile gösterilen 361,25 m²'lik kısım yönünden ise mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, 2859 sayılı Kanuna göre yapılan tapulama ve kadastro paftalarının yenilenmesi çalışmalarına itiraz niteliğindedir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 sayılı Kanuna göre 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 sayılı Kanuna göre 1977 yılında dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 3302 sayılı Kanuna göre 21.12.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 2/B madde uygulaması vardır.

Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; hükme esas alınan 12/11/2012 tarihli fen bilirkişi raporunda, orman sınırları içinde kalan alan (A) harfi ile 361,25 m² olarak belirlendiğinden, tahdit dışında kalan ve davanın kabulüne ilişkin hüküm

oluşturulan alanın taşınmazın toplam yüzölçümü olan 3.871,64 m²’den orman sınırları içinde kalan alan düşüldükten sonra 3.510,39 m² olması ve bu bölüme ilişkin hüküm kurulması gerekirken maddi hata sonucu taşınmazın (B) harfiyle işaretli bölümünün 3.871,64 m² olarak gösterilmesi doğru olmamıştır. Ancak, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.

Bu sebeple; hüküm fıkrasının birinci bendinin birinci bölümünde yer alan "3.871,64 m2" ibaresinin çıkartılarak yerine "3.510,39 m²" ibaresi eklenmek suretiyle hükmün düzeltilmesine ve 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK’nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 02/02/2017 günü oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/10592, K. 2017/751, 2 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
20. Hukuk Dairesi
Esas No
2015/10592
Karar No
2017/751
Tarih
2 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2015/10593 K.2017/752
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2015/10594 K.2017/747
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi E.2015/10595 K.2017/878
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2015/10597 K.2017/765
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2015/10598 K.2017/3535
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2015/10598 K.2017/2761

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.