KÜNYE
20. Hukuk Dairesi 2015/5811 E., 2015/5200 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Haziran 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
882 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞIOY
Yörede 1956 yılında 5602 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre yapılan arazi kadastrosu sırasında dava konusu 4010 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 1669 parsel sayılı 73.100 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz "çalılık" vasfıyla adına tespit edilmiş; .... köyü muhtarlığının, çekişmeli taşınmazın tahsisli meraları olduğu yönündeki itirazları üzerine yapılan yargılama sonunda ... 2. Kadastro Mahkemesinin 14.12.1968 tarih 1965/79 E. 1968/195 K. sayılı ilamıyla çekişmeli taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
Sözkonusu kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi izerine 1669 parsel, özel mülk olarak "çalılık" vasfıyla .... adına tapuya tescil edilmiştir.
Dosya içinde bulunan tedavüllü tapu kayıtlarından 1669 parselin 12.12.1977 tarihinde 3586 ve 3587 parsel numaraları ile ikiye ifraz edildiği e aynı tarihte 63.000 m² miktarlı 3586 parselin 2510 sayılı İskan Kanunu uyarınca .... ve arkadaşlarına tahsis edildiği, tapuda intikaller sonucu maliklerin el değiştirdiği, 19.02.1990 tarihinde kayıt malikleri .... ve .... arasında 4010 ve 4011 parsellere ifraz edilerek 31.000 m² yüzölçümlü 4010 parselin .... adına tapuya tescil edildiği, parkv e yola terkler nedeniyle taşınmazın yüzölçümünün 20.150 metrekareye indiği, 14.01.2000 tarihinde de satış suretiyle ....ne devredildiği anlaşılmaktadır.
Tapu kaydına 14.05.2004 tarihinde "Tamamı orman sınırı içindekir" şeklinde şerh verilmiştir. Dosyada mevcut 31.07.2012 havale tarihli Harita Mühendisi bilirkişi raporu ile ekinde yer alan uydu fotoğraflarına göre taşınmaz üzerinde şu anda 29 adet dubleks konut, tek katlı sosyal tesis, havuz ve spor alanı bulunmaktadır.
Yörede, arazi kadastrosundan 32 yıl sonra; 1988 yılında 6831 sayılı Yasa uyarınca orman kadastrosu çalışmaları başlamış; sonuçları 12.04.1988 tarihinde ilan edilmiş ve 12.10.1988 tarihinde kesinleştirilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan uzman bilirkişi raporlarında, orman kadastrosu sırasında, çekişmeli taşınmazın (A) harfiyle gösterilen 6.399,40 metrekare yüzölçümündeki bölümünün orman sınırları içine alındığı görülmektedir.
Davacı ..... Yönetimi, 06.07.2010 tarihinde, çekişmeli taşınmazın 1988 yılında kesinleşen orman tahdit hattı içinde kaldığı iddiasına dayanarak, tapu kaydının iptali ve çekişmeli taşınmazın orman vasfıyla adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın uzman bilirkişi raporlarında (A) harfiyle gösterilen bölümüm yönünden tapu kaydının iptaline ve orman vasfıyla adına tapuya tesciline karar verilmiş; davalı tarafın temyizi üzerine hüküm, Dairemizin sayın çoğunluğunun, taşınmazın temyize konu bölümünün kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı ve orman kadastrosunun ikinci kadastro sayılamayacağı yönündeki görüşü ile onanmıştır.
6831 sayılı Yasa uyarınca .....ların mülkiyeti .....ye, işletme hakkı ise ..... Yönetimine aittir.
1956 yılında yapılan kadastro sırasında devletin özel mülkü olarak tespit edilen, 5602 sayılı Yasa hükümleri uyarınca re'sen yargılama kurallarına göre yargılama yapan Kadastro Mahkemesi kararı ile özel mülk olarak adına tapuya tescil edilen ve 2510 sayılı İskan Kanunu hükümleri uyarınca Devlet tarafından şahıslara tahsis edilen, daha sonra ifrazlarla birlikte park ve yol alanları için resmi işlemlerle tapuda terkinler yapılan bir taşınmazın, bütün bu işlemleri yapan Devletin başka bir idari organı tarafından orman ilan edilmesinin,
bundan bahisle de mahkeme kararlarını ve Devlet kurumlarının resmi onayı ile yapılan işlemleri yok sayar şekilde özel mülkiyetten çıkartılarak bedeli ödenmeksizin orman olarak adına tescilinin, "Devlete Güven" ve "Adalete Güven" ilkelerine aykırı olduğu gibi Anayasa ve yasalarla teminat altına alınan mülkiyet hakkını da ihlal ettiği düşüncesindeyim.
Diğer taraftan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/20-559 Esas, 2014/123 Karar sayılı kararında yer alan çoğunluk görüşü ile Dairemizin, 2015/472 E. 2015/747 K., 2015/2319 E. 2015/1663 K. sayılı ilamlarının "karşı oy yazısı" bölümünde açıkladığım gerekçelerle, arazi kadastrosu yapıldıktan sonra aynı taşınmazlar hakkında bu kez orman kadastro çalışmasının yapılması halinde, orman kadastrosunun, arazi kadastrosu ile çakışan bölümlerinin, 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddesi uyarınca ikinci kadastro sayılması gerektiği ve hükümsüz olduğu kanaatindeyim.
Bu nedenle, orman iddiası ile açılan bu davada mahkemece, memleket haritaları, amenajman planları ve hava fotoğrafları uygulanmak suretiyle çekişmeli taşınmazın arazi kadastrosu öncesinde orman sayılan yerlerden olup olmadığının araştırılması gerekirken; böyle bir araştırma yapılmaksızın, hükümsüz sayılması gereken orman tahdit hattına itibar edilerek taşınmazın "orman sayılan yerlerden" kabul edilmesinin, Devlete ve adalete güven ilkelerini, mülkiyet hakkını ve kazanılmış hakları ihlal eder şekilde hüküm kurulmasının, doğru bulunmadığı düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/5811, K. 2015/5200, 3 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama