KÜNYE
20. Hukuk Dairesi 2015/6596 E., 2016/3970 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2016
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
665 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY YAZISI
... köyünde 2008 yılında 3402 sayılı Kanun uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 143 ada 6 parsel numaralı taşınmaz tarım arazisine dönüşebilecek yerlerden olduğu, üzerinde kimsenin zilyetliğinin bulunmadığı belirtilerek ham toprak niteliğiyle davalı... adına tespit edilmiş, tutanağının beyanlar hanesinde 1. derece doğal sit alanında kaldığına ilişkin şerh verilmiştir. Davacı satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın adına tescili istemi ile dava açmıştır.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yer 1949 yılında yapılan... kadastrosunda ... dışı bırakılmış; 1998 yılında yapılan ve 2001 yılında kesinleşen 2/B ve aplikasyon çalışmalarında yine... tahdidi dışında kaldığı belirlenmiştir.
Tespitte saptanan hukuksal olgu nazara alındığında davaya konu taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu anlaşıldığı ve bir kimsenin kendi açtığı davası ile evvelki hukuki durumundan daha aleyhine olacak şekilde hüküm oluşturulamayacağı hukukun temel prensiplerinden olduğu halde talep de olmaksızın çekişmeli taşınmazın... olduğuna karar verilmesi doğru değildir.
Kaldı ki somut olayda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30/2. maddesinde öngörülen ve "...hâkim re'sen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür." şeklinde ifade edilen "re'sen araştırma ilkesinin" uygulanması da sözkonusu olmadığı halde karar; yargılamaya hâkim olan ilkelerden HMK 24. maddede öngörülen hâkimin, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemeyeceği ve karara bağlayamayacağına ilişkin tasarruf ilkesi.
HMK madde 24 de açıklanan kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkimin, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağına ilişkin taraflarca getirilme ilkesi ve HMK madde 26 da belirtilen hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğine dair taleple bağlılık ilkesi ile de bağdaşmamaktadır.
Bu durumda davacı kişinin kararı temyiz etmekte hukukî yararı bulunmakta olup...nin temyizi olmasa da taşınmazın niteliğinin değiştirilmesine yönelik bir dava bulunmadığından, mahkemece davacının tescil talebinin sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddi ve çekişmeli taşınmazın tespit gibi tescili ile yetinilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, hükmün ONANMASI şeklindeki sayın çoğunluğun düşüncesine katılmıyorum. ...
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2015/6596, K. 2016/3970, 5 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama