İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /20. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 20. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2016/11510 K.2018/4137

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Esas2016/11510Karar2018/4137Tarih31 Mayıs 2018Okuma5 dk · 955 kelime

KÜNYE

20. Hukuk Dairesi 2016/11510 E., 2018/4137 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
31 Mayıs 2018
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

955 kelime·5 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri adına tapuda kayıtlı bulunan ...

24-a-20-c pafta ve 124 parsel numarasında kain 16250 m2 yüzölçümlü taşınmazın yörede yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda davacıların murisi olan ... adına 26/12/1968 tarihinde tespit ve kayıt gördüğünü, müvekkillerinin murisi taşınmazı uzun yıllar hiçbir sınırlama olmaksızın kullandığını, davaya konu taşınmazın da içinde bulunduğu bölgede orman yasasına göre yapılan ve ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ile davaya konu taşınmazın 1393607 m2'lik kısmının Devlet ormanı sınırları içine alındığını, akabinde ise taşınmazın kaydına ilk olarak 15/08/1996 gün ve 2826 yevmiye ile;

daha sonrasında 29/08/2002 gün ve 4809 yevmiye ile orman şerhi konulduğunu, kök murisin vefatı üzerine davaya konu taşınmaz, davacı müvekkillerine 06/02/2013 tarihinde intikal ettiğini, intikalden gelen taşınmazı 2013 yılı başlarında o bölgede yapılacak kamulaştırma işlemleri öncesinde müvekkillerinin satmak istediklerinde mülkiyet hakkını kısıtlayıcı satışa engel orman şerhinin varlığından haberdar olduklarını, yapılan araştırmada taşınmazın bir kısmının orman olarak sınırlandırılarak şerh konulduğu, bu sebeple satışının mümkün bulunmadığı,

orman alanı olarak sınırlandırılan bölümün ifrazı halinde diğer kısmın satışını yapabileceklerini öğrendiklerini, bunun üzerine Orman Yönetimine başvurarak ifraz talebinde bulunduklarını, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu uyarınca Devlet Ormanı sınırı içerisinde kalan 1393607 m2'lik bölümün orman niteliği ile Hazine adına 1072 parsel numarası ile.

231393 m2'lik bölümü tarla vasfı ile davacılar adına 1073 parsel numarası ile ifraz edildiğini, ifraz işleminin tamamen taşınmazın 3. kişilere satılmasının önünü açmak için yapılmış idari bir işlem olduğunu, taşınmazın hemen bitişiğinde Devlet Su İşleri tarafından ... göleti projesi yapımı kapsamında kamulaştırma işlemlerinin başlatıldığını, 231393 nm2'lik kısmın tamamı kamulaştırılacak alan içerisinde kaldığını, 1072 parsel numarası ile kayıt ve tescil gören bu taşınmazın mülkiyet hakkından müvekkillerinin bedelsiz olarak vazgeçildiği sonucunu doğurmayacağını,

taşınmazın bedelinin tazmini talep ve dava hakkından vazgeçildiğine dair bir ibraname veya feragatnamenin Orman Yönetimine verilmediğini, kısmi dava olarak açmış oldukları iş bu davanın kabulü ile fazlaya ilişkin tüm hak ve taleplerinin saklı kalmak kaydı ile taşınmaz bedeli olarak 6.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davanın kabulü ile, 6.000,00 TL'nin 05/08/2015 dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak eşit hisse ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya kapsamından dava konusu 124 parselin 1968 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında, 16.250 m2 yüzölçümü ve tarla niteliğiyle senetsizden muris Hüsmen Topçular adına tespit ve tescil edildiği, intikal yoluyla 2013 yılında davacılara geçtiği, 1996 yılında taşınmazın tapu kaydına "orman sınırları içinde kalmaktadır" şerhi yazıldığı, davacıların başvurusu üzerine, taşınmazın orman sınırları içinde kalan kısmı ifraz edilerek 1072 parsel altında 13.936,07 m2 yüzölçümü ile orman olarak 12/7/2013 tarihinde hazine adına tescil edildiğ, davacıların ise eldeki davayı 05/08/2015 tarihinde açtıkları anlaşılmıştır.

4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi gereğince, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle zarara uğrayan kişinin bütün zararlarından Devlet sorumludur. Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar; tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır.

Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 E. - 2003/125 K.. 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 E. - 2010/427 K.. 15.12.2010 gün ve 2010/13-618 E. - 2010/668 K. sayılı kararı).

Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise, tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup, bu tarih ise zararın meydana geldiği yani mülkiyetin kaybedildiği tarih olup, bu tarihe göre gayrimenkulün niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise gelir metodu yöntemi ile, arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

Somut olaya gelince ormanlar özel mülkiyete konu olamayacak ise de, genel arazi kadastrosu sırasında taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlenerek tapu kütüğünün oluşturulduğu, intikal yoluyla çekişmeli taşınmazın davacılara geçtiği bu şekilde tapu sicilinin hatalı olarak tutulduğundan, TMK'nın 1007. maddesi kapsamında Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacıların gerçek zararının karşılanması gerektiği kuşkusuzdur. Davacının zararı, dava konusu taşınmazın orman içinde kalan kısımlarının taşınmazdan ifraz edilerek 1072 parsel olarak orman olarak tescil edildiği 12/07/2013 tarihinde oluşmuş olup, mahkemece bu tarihin değerlendirme tarihi olarak esas alınması gerekmektedir.

Nevar ki; hükme dayanak yapılan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda; hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın arazi niteliğinde olduğu belirtilerek net zirai gelir yöntemiyle dava tarihindeki değerleri belirlenmiştir. Çekişmeli taşınmazın arazi niteliğinde olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak, gerçek zararın, aşınmazın orman olaral tescil edilmesile mülkiyetin kaybedildiği 12/07/2013 tarih itibariyle net zirai gelir metoduna göre hesaplanması zorunlu iken, mahkemece dava tarihi itibariyle yapılan değerlendirmeye göre hüküm kurulması doğru değildir.

O halde; çekişmeli taşınmazlar arazi niteliğinde olduklarından çevrede yetiştirilen ürünlerin münavebesi, dekar başına ortalama verim, toptan satış fiyatı ve üretim maliyeti resmî verileri ilçe tarım müdürlüğünden getirtildikten sonra konunun uzmanı bilirkişilerden yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak, çekişmeli taşınmazların sulu-kuru olup olmadıkları, yerleşim alanına uzaklıkları, iklim şartları, arazilerin toprak ve topoğrafik yapıları ve bölgesindeki konumları gözetilerek,

taşınmazlar üzerinde meyve ağaçları varsa ağaçların cinsleri ve yaşları da dikkate alınmak suretiyle elde edilen verilere uygun biçimde değerlendirme yapılıp net gelir yöntemiyle değerlendirme tarihindeki gerçek değerinin hesaplattırılması, taşınmazların varsa mütemmim cüzleri, muhdesat ve sökülemeyen teferruatlarının değerleri bayındırlık birim fiyatları ve yıpranma oranları gözetilerek değerlendirme tarihine göre tespit ettirilmesi, taşınmazın zemin değeri, var ise üzerindeki mütemmim cüz, muhdesat ve sökülemeyen teferruatlarının değerleri esas alınarak bu şekilde, 12/07/2013 tarihindeki gerçek zararların saptanması,

oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yetersiz bilirkişi kurul raporuna dayalı verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 31/05/2018 gününde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/11510, K. 2018/4137, 31 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
20. Hukuk Dairesi
Esas No
2016/11510
Karar No
2018/4137
Tarih
31 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2016/11511 K.2018/5990
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2016/11511 K.2018/12491
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2016/11511 K.2018/3393
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2016/11512 K.2018/5363
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2016/11514 K.2018/3479
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi E.2016/11515 K.2018/7472

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.