İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /20. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 20. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2016/14805 K.2019/1835

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Esas2016/14805Karar2019/1835Tarih18 Mart 2019Okuma7 dk · 1.413 kelime

KÜNYE

20. Hukuk Dairesi 2016/14805 E., 2019/1835 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
18 Mart 2019
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.413 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Yörede 1991 yılında 3402 sayılı Kanuna göre yapılıp sonuçları 22/06/1992-22/07/1992 tarihleri arasında ilan edilen tesis kadastrosunda çekişmeli ... ili, ... ilçesi 137 ada 288 parsel sayılı taşınmaz çalılık ve hali arazi niteliğinde arazi ... mevkili 1981 tarihli 4 nolu vergi kaydı uygulanarak, edinme sebebinde 137 ada 69 ve 288 nolu parsellerin evvelce bir bütün halinde ... oğlu ... ...’na ceddinden intikalen ve taksimen gelen malı olduğu, 20 yılı aşkın süre nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyet bulunduğu halde 288 nolu parselin zilyetliğini terk ettiği, taşınmazın çalılık halinde olduğu, 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri koşullarının oluşmadığından bahisle Hazine adına tespit edilmiş, itirazsız kesinleşme üzerine Hazine adına tapuya tescil edilmiştir.

Davacılar vekili, 19/07/2002 tarihli dava dilekçesiyle, taşınmazın davacılar adına tespit ve tescil edilen 137 ada 69 sayılı parselle bir bütün olduğunu, davacılara önceki maliki ... ... tarafından hibe yoluyla devredildiğini, taşınmazda 50 yılı aşkın bir zamandan beri zilyetliğin bila fasıla niza devam ettiğini, davacılar yararına eklemeli kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğunu ileri sürerek taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptaliyle 2/3’nün davacı ..., 1/3’nün Gülsüm adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiyle dava açmıştır.

Davalı Hazine vekili, dava konusu parselin öncesi itibariyle olağanüstü zamanaşımı ve zilyedlikle kazanılamayacak özel mülkiyete konu olamayacak Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bulunduğunu, çamlık-çalılık niteliğiyle Hazine adına tespit edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 06/07/2006 gün ve 2006/4279-4788 E. K. sayılı ilâmıyla. “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.

Kadastro tutanağında dava konusu parselin önceki malik ... ... tarafından terk edildiği ve çalılıkla kaplı olduğu açıklandığı halde, mahkemece bu husus üzerinde durulmamış, terk edilip edilmediği, edilmişse kaç yıl önce terk edildiği belirlenememiştir. Diğer yönden, bu tür uyuşmazlıklarda taşınmazın niteliğinin belirlenmesi bakımından komşu parsellere ait kadastro tutanakları, dayanak belgeler ve hüküm dosyalarının getirtilip nazara alınması gerekir.

Sınırda yer alan 37 ve 116 sayılı parsellerin hükmen tescil edildikleri yazılı olup bu belgelerde getirtilmemiştir. Taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünden yapılan inceleme ve bilirkişinin raporuda noksandır. Raporun içeriğinde incelemenin 363 sayılı parsel üzerinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Rapor bütünüyle incelendiğinde parsel numarasıyla dava dosyasının numarasının karıştırıldığı sonucu ortaya çıkmaktadır.

Ne var ki, açıklamaların 363 sayılı parsel üzerinde yapıldığı açıklandığına göre bu

hususta duraksama hasıl olmuştur. Bu yön gözönünde tutularak taşınmazın bulunduğu yerde yapılan orman sınırlandırma çalışmalarına ait belgelerin eksiksiz olarak getirtilmesi, mahalli, teknik ve ormancı bilirkişiler aracılığıyla yukarıda belirtilen esasları karşılayacak şekilde araştırma ve inceleme yapılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.” gerekçesiyle bozulmuştur.

Mahkemece, bozma ilâmına uyulduktan sonra davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın 2/3 hissesinin ... kızı ..., 1/3 hissesinin ... kızı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10/02/2014 tarihli ve 2013/10432-2014/1580 E. K. sayılı kararıyla bozmaya uyulmasına rağmen, bozmanın gerekleri tam olarak yerine getirilmediği belirtilerek yöntemine uygun şekilde orman araştırması ve zilyetlik araştırması yapılması, zilyetliğin terk edilip edilmediğinin değerlendirilmesi gereklerine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra yapılan yargılama neticesinde davanın kabülü ile dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile 2/3 hissesinin davacı ... 1/3 hissesinin davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kadastrodan önceki zilyetlik hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1965 ve 1966 yıllarında seri bazda yapılarak kesinleşen orman kadastrosu ile 1985 yılında evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda 2896 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması ile evvelce sınırlandırması yapılmış olup da, herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosu ile 2/B madde uygulamaları yapılmış ve kesinleşmiştir.

Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, bozmanın gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.

Şöyle ki, dava zilyetlik nedenine dayalı olduğuna, uzman orman bilirkişi tarafından yörede yapılan orman kadastrosuna ilişkin tahdit haritası ile tutanakların yöntemince uygulanması neticesinde taşınmazın orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığının belirlendiğine göre, uyuşmazlık dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden olup olmadığı ile taşınmaz üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının olulup oluşmadığı konusunda toplanmaktadır.

Her iki bozma kararında da zilyetlik araştırmasının yöntemince yapılması gereğine değinildiği halde bu araştırma gereği gibi yapılmamıştır. Çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağının edinme sebebinde kadastro tespitinden önce zilyetliğin terk edildiği, bu nedenle 3402 sayılı Kanunun 14. ve 17. maddelerinde yazılı koşulların oluşmadığından bahisle taşınmazın hazine adına tespit edildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece 25.01.2016 tarihinde mahallinde keşif yapılmış, dinlenen mahalli bilirkişi taşınmazın intikalini anlattıktan sonra “son 20 yıla kadar burada hep tarım yapıldı, turizm arttıktan sonra son 20 yıldır tarım yapılmıyor” şeklinde beyanda bulunmuştur. Buna göre taşınmazın 1991 yılına kadar kullanılan yerlerden olması gerekmektedir.

Müşterek bilirkişi raporunda 1250,62 m2 yüzölçümlü taşınmaz içerisinde bir adet 25-30 yaşlarında kızılçam ağacı, bir adet kocayemiş ağacı ile 10-12 yaşlarında 7 adet zeytin ağaçları ve deliceler bulunduğu, batı-doğu istikametinde artan %30-40 eğimli olduğu, laboratuvar sonuçlarına göre keşif tarihinden yaklaşık 40-50 yıl önce orman vasfını yitirdiği, üzerinde kültür bitkilerinin olduğu, raporda ayrıntılı bir şekilde açıklanan veriler doğrultusunda taşınmazın önceleri ekonomik kazanım sağlaması açısından ve araziye yapılan masraflar ve yoğun emek harcanması gözetilerek bahçe tarımına elverişli hale getirildiği, imar ihya edildiği,

kültür arazisi niteliğine dönüştürüldüğü, mera vasfında olmadığı kanısına varıldığı belirtilmekle birlikte, tespit tarihinden keşif tarihine kadar 26 yıl geçtiği, tespitte ise zilyetliğin terk edildiği, zilyetlik şartlarının oluşmadığının açıklandığı nazara alındığında, bozma kararında da zilyetlik varsa terk edilip edilmediğinin araştırılması gereğine değinildiği de gözetildiğinde anılan tespitler kadastro

tespitinden geriye doğru zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığını belirleyici değildir, kadastrodan önceki zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu hususunda duraksama olmuştur. Ayrıca gerçeğin bir görüntüsü olan, inceleme ve uygulamada kullandığı belirtilen 1938 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın çalılık olduğu, 1964 yılında batı kısmında münferit ağaç olan açıklık alan olduğu, 1972 ve 1992 tarihli hava fotoğraflarında da benzer olduğu belirtilmekle birlikte anılan tarihlerde taşınmazın zilyetliğe konu edilip edilmediği izah edilmediğinden bu araştırma da eksik ve yetersiz olup, hüküm kurmaya yeterli değildir.

O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için; öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu yöreye ait 1950 ile 1972 yılları arasındaki tüm hava fotoğrafları ve bunlardan üretilen memleket haritaları ile varsa belirtilen tarih aralığına ait tüm ortofoto haritaları getirtilerek,

bundan sonra mahallinde önceki keşiflerde görev almayan halen bakanlık ve bağlı birimlerinde görev yapmayan toprak konusunda uzman bir ziraat mühendisi, iki harita - jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve bir harita mühendisinden oluşan bilirkişi heyeti, dava sonucunda yararı olmayan elverdiğince yaşlı, yansız mahalli bilirkişiler ve tarafların gösterdiği tanıkların tümü hazır olduğu hâlde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu,

kimden nasıl intikal ettiği, zilyetliğin türü, zilyetliğin terk edilip edilmediği, zilyetliğe konu edilip de zilyetlik terk edilmiş ise ne zaman terk edildiği, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi hâlinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı, harita mühendisi bilirkişiden keşfi takibe elverişli, dava konusu taşınmazı komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor alınmalı,

getirtilen belgeler dava konusu taşınmazlarla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; dosyada bulunan bilirkişi raporlarından uygulama ve araştırmada kullanıldığı anlaşılan 1938, 1964 ve 1972 tarihli hava fotoğrafı ile getirtilen hava fotoğrafları ve ortofoto haritalarının ölçekleri kadasrto paftası ölçeğine, kadastro paftası ölçeği de bu belgelerin ölçeğine çevrilip çakıştırıldıktan sonra,

çekişmeli taşınmaz komşularıyla birlikte bu harita ve hava fotoğraflarında gösterilmeli, hava fotoğrafları stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, üzerindeki bitki örtüsü, belirtilen tarihlerde kullanım bulunup bulunmadığı, tasarruf sınırlarının olup olmadığı, tasarruf sınırları var ise komşu taşınmazların kullanımından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, zilyetliğin ne zaman başladığı,

belirli bir süre kullanım olupta zilyetlik terk edilmişse ne zaman terk edildiği belirlenmeli, ziraat mühendisi bilirkişiden taşınmazın toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsü (özellikle bitkilerin aşı yaşları), zilyetlik terk edilmiş ise ne zamandan beri kullanılmadığını ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını da içerir, önceki bilirkişinin esas ve ek bilirkişi raporlarını irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı,

uzman orman ve jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişilerden tüm hava fotoğraflarının (özellikle iktisaba elverişli en yakın tarih olan 1972 yılı hava fotoğrafı) stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, mümkün olduğu takdirde belirtilen tarihlerde kullanılan yerlerden olup olmadığını, tasarruf sınırlarının bulunup bulunmadığını belirtir şekilde rapor alınmalı, böylece tespit tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddelerinde öngörülen koşulların davacı yararına gerçekleşmiş olup olmadığına ilişkin olarak tüm deliller değerlendirilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 18/03/2019 günü oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/14805, K. 2019/1835, 18 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
20. Hukuk Dairesi
Esas No
2016/14805
Karar No
2019/1835
Tarih
18 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2016/14807 K.2019/2554
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2016/14808 K.2019/2663
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi E.2016/14812 K.2019/5719
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2016/14815 K.2019/2773
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi E.2016/14832 K.2019/5939
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2016/14841 K.2019/2917

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.