KÜNYE
20. Hukuk Dairesi 2019/6300 E., 2020/461 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2020
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.155 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY YAZISI
Davacı ... vekili 08.02.2010 tarihli dilekçesiyle ... köyü 327, 328, 329, 331, 332, 337 ve 388 sayılı parsellerin tapu sicilinde müvekkili adına kayıtlıyken Orman Yönetimi tarafından açılan davanın kabulü ile parsellerin tapu kayıtlarının kısmen iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/12/2003 gün ve 2000/389-587 E.-K. sayılı kararının Yargıtay denetiminden de geçtikten sonra kesinleştiğini, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali nedeniyle oluşan fazlaya ilişkin hakları
saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00.- TL zararın kararın kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Yönetimlerden alınarak kendisine verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme tapu iptallerinin hukuka uygun olduğu gerekçesi ile tazminat verilmemesi yönünde hüküm kurmuş, bu hükmün temyiz edilmesi üzerine Dairemizce TMK 1007. maddedeki şartların oluştuğu ve tazminat verilmesi gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuş, yerel mahkeme bozmaya uymakla bu husus ihtilaf olmaktan çıkmıştır.
Mahkemece bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sırasında, çekişmeli taşınmazların 26.07.2006 tarihinde ilan edilen 2/B çalışmalarında P(V) nolu 2/B parseli kapsamına alındığı gerekçesiyle orman olan vasıfları tarla olarak değiştirilmiş ve 529, 530, 531, 532, 534, 536 ve 533 parsel sayısı altında Hazine adına tapuya tescil edilmiş iken, davacı tarafça 6292 sayılı Kanun kapsamında yapılan satış başvurusu doğrultusunda da bedeli karşılığında 2015 ve 2016 yıllarında davacıya satılarak adına tescil edilmiştir.
Mahkemece, davacıya 6292 sayılı Kanun kapsamında yapılan taksitli satış sözleşmelerindeki değerler dikkate alınarak serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişiden davacının gerçek zararının belirlenmesi yönünde rapor alınmış ve davacı tarafın 28.12.2016 havale tarihli dilekçesi ile harç da yatırmak suretiyle dava değerini bilirkişi raporunda belirlenen değere yükseltmesi üzerine toplam 160.570,32 TL'nin 10.000,00 TL'sini dava, bakiye kısmının da 06.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesi yönünde hüküm kurulmuştur.
Dava TMK nın 1007. maddesinde düzenlenen tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan tazminat davasıdır. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre buradaki zarar tapunun iptal edilmesi nedeniyle kişinin uğramış olduğu mal varlığındaki azalma miktarına göre belirlenmektedir.
Dava konusunu oluşturan taşınmazların tapusu iptal edilip orman yapıldıktan sonra 2006 yılında yapılan çalışma ile 2/B kapsamına alındığı, hak sahibi davacı olduğu belirlenerek dava konusu yerler davacıya taksitle satılıp mülkiyeti davacıya devredildiğine göre tazminat miktarı davacının bu taşınmazları 2/B kapsamında Hazineden satın alırken ödemiş olduğu miktar ile sınırlı olmalıdır.
Zira taşınmazların mülkiyeti davacıya geri döndüğü göz önüne alındığında artık tazminat miktarı taşınmazın değeri değil, bu taşınmazları idareden satın alırken ödemiş olduğu bedel miktarına dönüşmüştür. Mahkemece bu yönde yaptırılan zarar hesabı yerindedir. Ancak faiz başlangıç tarihinin belirlenmesinde yanılgıya düşüldüğü kanaatindeyim.
Tazminat olarak belirlenecek miktarın taksitle ödenmiş olduğu da göz önüne alındığında taksitlerin fiilen ödendiği tarihten itibaren o miktar üzerinden faiz işletilmesi gerekir.
Bu nedenle 10.000TL için dava tarihinden (08.02.2010) itibaren faiz işletilmesi doğru olmadığı gibi kalan kısım için ise, ıslahtan önce ödenen taksitler için ıslah tarihinden, ıslahtan sonra ödenen taksitler için her bir taksitin fiili ödeme tarihi dikkate alınarak faize hükmedilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama yönündeki kararına katılmıyorum.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2019/6300, K. 2020/461, 5 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama