KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2006/16790 E., 2007/1618 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Karar Metni
688 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı ... Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektiğici nedenlere göre davalı ... Ltd.Şti’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, iş kazası sonucu % 7,2 oranında sürekli işgöremezliğe uğrayan davacı sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı, Uzunköprü Asliye (İş) Mahkemesi’nin 2000/273 Esas no.lu dosyasında görülen davalı taşeron ..., Hafriyat Nakliye Zahirecilik San.Tic.Ltd.Şirketine yönelik davada 1.000.00YTL manevi, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 250.00 YTL maddi zararının olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiş, 25.8.2003tarihli ıslah dilekçesi ilede talep ettiği maddi tazminat miktarını 4.997.44 YTL'na yükseltmiş aynı mahkemenin 2003/436 Esas nolu davalı asıl işveren Çavuşoğlu Linyitleri Ltd. şirketine yöneltilen davada ise müteselsil sorumluluğa dayanarak 1.000.00YTL manevi, 4.997.44 YTL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, mahkemece her iki dava birleştirilmiştir.
Mahkemenin 200/273 Esas nolu dosyasında alınan ve hükme dayanak tutulan 2.6.2003 tarihli bilirkişi raporunda asıl işverene ait çavuşköy mevkiindeki kömür ocağında meydana gelen kaza nedeniyle taşeron olan davalı ... Ltd. Şirketinin kazanın oluşunda %100 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Yasası'nın 1/sonuncu maddesi gereğince bir işverenden belirli bir işin bir bölümünde veya eklentilerinde iş alan ve işçilerini münhasıran o işyerinde ve eklentilerinde çalıştıran diğer işverenin kendi işçilerine karşı o işyeri ile ilgili bu kanundan veya hizmet akdinden doğan yüklemlerinden asıl işverende birlikte sorumlu olacağından her iki davalının davacının zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıktır.
Öte yandan, birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi yada birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri zarardan sorumluluklarını düzenleyen aynı kanunun 51. maddesi ile Borçlar Kanunu’nun 142. maddesi hükmü gereği, alacaklının, müteselsil borçluların tümünden veya birinden borcun (zararının) tamamını veya bir bölümünü istemekte seçimlik hakkı bulunmaktadır.
Anılan Yasa'nın 141. maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanmak için, zarara uğrayanın, daha geniş bir deyimle alacaklının talebi gereklidir. Somut olayda, zarara uğrayan işçi (alacaklı) bu hakkını açık olarak kullanmış, yani müteselsilen tahsil isteğinde bulunmuştur.
Bu durumda, davalıların davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerekirken, maddi ve manevi tazminatın tamamından her iki işvereni ayrı ayrı sorumlu tutmak, ayrıca müştereken ve müteselsilen sorumlu olan davalılar tekbir avukatlık ücreti ve hükmedilen alacak üzerinden hesaplanacak karar ve ilam harcından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları halde her iki davalının aynı alacak için ayrı ayrı avukatlık ücreti ve ilam harcı ile sorumlu tutulmuş olması mükerrer ödeme ve sebepsiz zenginleşme sonucunu doğuracaktır.
Mahkemece davacının müteselsil sorumluluğa dayandığı ve davalıların zararının tümünden müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunun kabulü ile sonuca gitmek gerekirken bu maddi ve hukuku olgular gözetilmeksizin mükerrer tahsile yol açacak şekilde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi gereğince, hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2006/16790, K. 2007/1618, 8 Şubat 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama