KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2006/17840 E., 2007/817 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2007
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
634 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, murisinin iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava 06.09.2000 tarihinde zararlandırıcı sigorta olayı sonucu ölen sigortalı Ali ...’ın hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemizin 10.05.2005 gün 2931–4809 sayılı bozma ilamına uyularak istemin kısmen kabulüne karar verilmişse de, verilen karar aşağıda açıklanan nedenlerle hatalı olmuştur.
Asgari ücretin ve toplu iş sözleşmelerinin uygulanması Kamu düzeniyle ilgili olduğundan bir talep olmasa dahi resen göz önünde tutulması zorunludur. Öte yandan, Kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez. Bu nedenle, bozmadan sonra işçi ücretlerinde artma olmuş ise, bu artışlarında hesapta göz önünde tutulması gereklidir.
Zira bozmadan sonra meydana gelecek artışları davacı önceden bilme olanağına sahip olmadığından davacının kararı temyiz etmemesi karşı taraf yararına bu açıdan usuli kazanılmış hak doğurmaz. Ancak yapılacak hesapta bir maddi hükmedilecek tazminat miktarı ödemesi gerektiği sonucuna varılırsa, önceki kararı davacı temyiz etmediğinden maddi tazminat miktarı bozmadan önceki kararda hükmolunan miktarı geçemez.
Başka bir anlatımla, bozmadan önceki kararla hüküm altına alınan miktar aşılmadıkça davalı yararına kazanılmış hakkın ihlal edildiğinden söz edilemez. Somut olayda yerel mahkemenin ilk bozma kararına konu 11.10.2001 gün 164–154 sayılı ilamı ile davacı ... yararına 25.225.953.178.TL (25.225,95 YTL) maddi tazminata hükmedilmesine karar verilmiş ve bu karar davacı tarafça temyiz edilmemiş, davalı temyizi üzerine karar bozulmuştur.
Hal böyle olunca davacı tarafça temyiz edilmeyen ve davalı temyizi üzerine bozulan mahkemenin 11.10.2001 gün 164-154 sayılı ilamı ile hüküm altına alınan 25.225.953.178.TL (25.225,95 YTL) nı geçer biçimde davacı ... yararına “26.706,27YTL” maddi tazminata karar verilmesi, davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali olup usul ve yasaya aykırıdır.
Yerel mahkemenin 11.10.2001 gün 164-154 sayılı ilamının davalı tarafça temyizi üzerine Dairemizin 10.05.2005 gün 2931-4809 sayılı ilamı ile, manevi tazminata yönelik temyiz itirazları reddolunarak manevi tazminata ilişkin yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Bu duruma göre maddi tazminata yönelik bozma üzerine yapılan yargılama sonunda, manevi tazminatla ilgili bir karar da verilmediği göz ardı edilerek, onanarak kesinleşen manevi tazminat miktarlarının harç ve vekalet ücretlerinin tayininde dikkate alınmasıda usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2006/17840, K. 2007/817, 30 Ocak 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama