KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2007/858 E., 2007/21838 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2007
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
476 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı, 506 sayılı Yasa'ya tabi isteğe bağlı sigortalısı olduğunun tesbiti ile aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, 01.05.1992 tarihinde başlayan isteğe bağlı sigortalılığını 01.04.1997 tarihinde başlayan 506 sayılı yasa kapsamında zorunlu sigortalı çalışmasının 01.09.1999 tarihinde sona ermesinden sonra davacının başvuru olmaksızın primlerini yatırdığı sürelerde 506 sayılı Yasa anlamında isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespiti ile Kurum işleminin iptaline ve sataşmanın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacının 01.05.1992-01.04.1997 tarihleri arasında ve 2004 yılı Şubat ayından itibaren de primleri ödenen sürelerde 506 sayılı Yasanın 85.maddesinin öngördüğü koşula sahip olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, 01.09.1999 tarihinde zorunlu sigortalı çalışma sona erdikten sonra yazılı talep olmaksızın davacının primlerini ödediği 01.07.2000 ile 30.09.2003 tarihleri arasında kalan dönemde isteğe bağlı sigortalı sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Bu yönüyle, davanın yasal dayanağı belirgin olarak Sosyal Sigortalar Kanununun 85. maddesidir. Anılan maddenin A)-d) bendine göre; diğer koşulların yanında "isteğe bağlı olarak devam edeceğini belirten bir yazı ile Kuruma müracaatta bulunmakta" koşuldur.
Ne var ki, 85/A-d) bendinde öngörülen koşulun geçerlilik koşulu olmayıp ispat koşulu olduğu, maddenin içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacının yazılı talebi yoksa da, 01.07.2000 ile 30.09.2003 tarihleri arasında kalan sürede (2003 yılının 7-8.ayları dışında) primlerini noksansız ödediği, ödenen primlerin Kurumca, ihtirazı kayıt ileri sürülmeksizin alınmak suretiyle değerlendirdiği açıktır.
Öte yandan, davacının primlerini ödediği dönem için isteğe bağlı sigortalı olma iradesini açıkladığı, başka bir anlatımla, isteğe bağlı sigortalı olmak istediği "icapta bulunduğu" Sosyal Sigortalar Kurumunca da, primler tahsil edilip kullanılmak suretiyle, isteğe bağlı sigortalı olma iradesinin kabul edildiği, böylece icap ve kabul ile isteğe bağlı sigortalı olma işleminin tamamlandığı açık-seçiktir.
Bundan başka, üç yıl primleri aldıktan ve alınan primleri kullandıktan, giderek sosyal güvenlik yönünden davacıya ümit verdikten sonra ve özellikle Anayasadan kaynaklanan sosyal güvenlik ödevinin zorunlu sonucu olan uyarma görevini yapmayan Kurumun, isteğe bağlı sigortalılığı iptal etmesi Medeni Kanunun 2. maddesinde ifadesini bulan afakî iyi niyet kuralları ile de bağdaşmadığı söz götürmez.
Hal böyle olunca, 01.07.2000 ile 30.09.2003 tarihleri arasındaki primleri ödenen sürenin isteğe bağlı sigortalı olarak kabül edilmesi gerekirken, primleri ödenmeyen 2003 yılının 7. ve 8.ayları ile uyuşmazlık konusu olmayan 30.09.2003 tarihinden sonraki dönemi de kapsar biçimde 01.07.2000 tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2007/858, K. 2007/21838, 4 Aralık 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama