KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/10116 E., 2009/7544 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Manisa 1. İş (İş) Mahkemesi
Karar Metni
765 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı, davalı işverenler nezdinde l.9.l988- 27.4.2004 tarihleri arası çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara toplanan delilerle hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, davacının davalılara ait iş yerinde 01.09.1988-27.04.2004 tarihleri arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının 01.09.1988-28.02.1997 tarihleri arasındaki çalışmaları ile ilgili davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, ... sigorta sicil numaralı davacının davalı işveren ...’e ait 106 8058.45 numaralı iş yerinde 03.03.1997 tarihi ile 27.04.2004 tarihine kadar toplam 2.576 gün günün asgari ücreti ile aralıksız çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı ...’e ait iş yerinin 03.03.1997 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı,davacının davalılara ait işyerlerinden davalı Kuruma hiç bildirim yapılmadığı,müfettiş raporunda davacının 03.03.1997-27.04.2004 tarihleri arasında davalı ... e ait işyerinde çalıştığının kabulünün gereceğinin, 03.03.1997 tarihi öncesine yönelik talebin hizmet tesbiti davası açılarak tesbit edilmesi gerektiğinin bildirildiği, davalı Feruz Pişkinler’in tavuk çiftliği işletmesi işine 30.03.1982 tarihinde başladığı ,28.02.1997 tarihinde işini terk ettiği,işyerini davalı ...’e kiraya verdiği,
...’in 03.03.1997 tarihinde işe başladığı ve 31.12.2005 tarihinde işi terk ettiğinin Turgutlu Vergi Dairesinin 29.06.2006 tarihli yazısından anlaşıldığı,işyerinden Kuruma dönem bordrosu verilmediği, işyeri kayıtlarının işverence dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, somut olayda 03.03.1997 tarihinden öncesine yönelik çalışmaların hakdüşürücü süreye uğrayıp uğramadığı, 03.03.1997 tarihi öncesine yönelik fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Yasanın 79/8. maddesidir. Anılan maddede; yönetmelikle tesbit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tesbit edilemeyen sigortalılar çalıştıklarını hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez.
Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir.
506 sayılı Yasa'nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz.
Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir.
Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece 03.03.1997-27.04.2004 tarihleri arasına yönelik istemin kabulü doğru ise de, 03.03.1997 tarihinden öncesine ilişkin 01.09.1988-03.03.1997 tarihleri arasında daimi çalışma olduğu davacı tarafından ispat edilirse hizmetin bittiği iddia olunan 24.07.2004 tarihi itibarıyla dava tarihine göre hak düşürücü sürede işlemeyecektir. Bu durumda mahkemece 03.03.1997 tarihi öncesine ilişkin hizmet tesbiti talebi konusunda yukarıda açıklandığı şekilde araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalıların vergi kayıtlarına göre işyerinin devri sırasında 3 günlük süre geçtiği gerekçesiyle 03.03.1997 tarihi öncesine ilişkin talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yapılacak iş, davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğu gözönünde tutularak,öncelikle dinlenen davacı ve davalı tanıklarının komşu işyeri tanığı olup olmadıklarını araştırmak, komşu işyeri tanığı iseler mevcut delillere göre reddedilen dönem yönünden karar vermek, komşu işyeri tanığı değillerse, benzer işi yapan işverenlerin kayıtlarına geçmiş kimselerin tesbit edilerek anılan kişilerin bilgilerine başvurmak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 16.6.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün ve 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2004/21-35-64 E.ve K. 15.10.2003 gün ve 2003/21-634-572 E. K. sayılı kararları da aynı yöndedir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2008/10116, K. 2009/7544, 1 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama