KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/11551 E., 2009/10218 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk(İş)Mahkemesi
Karar Metni
580 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı,davalı işveren nezdinde 18.8.1989-5.2.2003 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara,toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının tüm ,davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine
2-Dava davacının davalıya ait işyerinde 18.8.1989-5.2.2003 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığı iddiasına dayalı davalı Kuruma eksik bildirilen sürelerin tespiti istemine ilişkindir
Mahkemece 1994 yılı öncesi döneme ilişkin istemin hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle,1994 yılından sonraki dönemin ise ücret bordrolarında davacının imzasının bulunması,davacının çalışmasının ücret bordrolarına uygun olarak davalı Kuruma bildirilmiş olması ve aksinin eşdeğer belge ile ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar vermiştir.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki delillerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez.
Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir.
Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı 79. maddesi olup anılan maddede" yönetmelikle tesbit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen sigortalıların çalıştıkları hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak ispatlama imkanı tanınmıştır.
Dairemizin ve Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerine göre askerlik süresi içinde iş aktinin askıya alındığı, askerliğin bitimi ile tekrar eski işe dönülmekle çalışmaların kesintisiz sürdürüldüğü kabul edilir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı işverence davacının 18.8.1989,1.11.1993,1.3.1994 tarihli giriş bilgdirgeleriyle 18.8.1989-16.2.2003 tarihleri arasında bir kısmı imzalı ücret bordrolarına uygun olarak bildirildiği,davacının 28.5.1992-28.8.1993 tarihleri arasında askerlik yaptığı,ücret bordrolarındaki imzaların davacıya ait olduğu,1994 yılı 2.ve 3.dönemde bordrolarda imza bulunmadığı,1995 ve 1996 yılındaki bazı aylarda düzenlenmiş ücret bordrosunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacının 18.8.1989 1.11.1993,1.3.1994 tarihli bildirgelerle çalışmalar bildirildiğinden ve askerlik süresince davacının iş akdi sona ermeyip askıda olduğundan dava 10.9.2003 tarihinde açılmakla 1994 öncesi dönemle ilgili hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.Ayrıca dosyadaki tanık beyanlarından davacının bordrolarda imzasının olmadığı ve bordro düzenlennmeyen 3.2.2006 tarihli bilirkişi raporu ile belirlenen 117 günlük süredeki çalışması ispatlandığından bu 117 günlük süreye ilişkin talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmeside doğru olmamıştır.
Yapılacak iş;1994 öncesi dönemle ilgili talep yönünden işin esasını inceleyip çıkacak sonuca göre bir karar vermek 1994 sonrası dönemdeki 117 günlük çalışmanın tespitine karar vermektir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2008/11551, K. 2009/10218, 30 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama