KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/14577 E., 2009/4286 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2009
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
735 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle HUMK.da mecburi dava arkadaşlığı dışında "dahili dava" şeklinde bir düzenleme bulunmayıp ıslah yoluyla da davanın tarafının değiştirilmesi mümkün olmadığından ve davacının 20.04.2006 tarihli dilekçesi usulüne uygun şekilde harçlandırılmadığından Yapı Kredi Sigorta A.Ş. Ihbar olunan konumunda bulunduğu halde gerekçeli kararda dahili davalı olarak yazılmasının maddi hataya dayalı olduğunun ve bu maddi hatanın HUMK.nun 459.maddesi gereğince mahkemece her zaman düzeltilmesinin mümkün olduğunun anlaşılmasına göre davacının ve davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, iş kazası sonucu beden iş güç kaybına uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile ,davacının subut bulmayan maddi tazminat talebinin reddine,7.000.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu % 0 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, olayda davacının % 25 , davalı işverenin % 50, davalı ...’ın %25 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 5.000.00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 7.000.00 TL’sına hükmedilmesi ayırca davacı dava dilekçesinde talep ettiği tazminat alacağının her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiği halde mahkemece infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm altına alınan alacağın davalı taraftan tahsiline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2008/14577, K. 2009/4286, 23 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama