KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/20018 E., 2009/2385 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2009
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
797 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı, l.l.l993- 30.4.2006 tarihleri arası tarım ... sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01.01.1993-30.04.2006 tarihleri arasında 2925 sayılı Yasa uyarınca tarım sigortalısı olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kısmen kabulü ile davacının 04.09.1996 tarihinden itibaren 2925 sayılı Yasa uyarınca tarım sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmiştir.
Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemiş olması nedeniyle "çakışan sigortalılık" olarak adlandırılan, bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olması hali, zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde yasalarda yer alan düzenlemelerle önceden başlayan sigortalılığa geçerlilik tanınarak, isteğe bağlı sigortalılık ile zorunlu sigortalılığın çakışması halinde ise zorunlu sigortalılığa değer verilerek "çakışan sigortalılık" sorunu çözüme kavuşturulmalıdır.
1479 sayılı Yasa’nın 22.2.2006 gün ve 5458 sayılı Yasa’nın 13.maddesi ile değişik 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Ek 19.maddesinde bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur.
Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.
Bu madde kapsamına giren sigortalılar hakkında zaman aşımının kesilmesi ve zaman aşımının işlememesi ile ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 103 üncü maddesinin 1.fıkrasının (6),(8) ve (10) numaralı bentleri hariç diğer hükümleri ile aynı Kanunun 104 üncü maddesi hükümlerinin uygulanacağı,
yine 5458 sayılı Yasa’nın 14.maddesi ile eklenen ve 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 26.maddesine göre bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde 31.3.2005 tarihi itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalılar ve hak sahiplerinden bu sürelere ilişkin prim borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunmayanlar veya yeniden yapılandırma talebinde bulundukları halde yapılandırma haklarını kaybedenler hakkında ek 19.madde hükmünün uygulanacağı bildirilmiştir.
Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyeceklerdir.
Ancak devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir.
Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur. Bu açıklamalar karşısında 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın değişik Ek 19.maddesi ile Geçici 26.maddesinin tamamlanmamış hukuki durumlara uygulanacağının kabulü gerekir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 22.09.1992 tarihli talebi üzerine 01.01.1993 tarihinde 2925 sayılı Yasa'ya tabi sigortalı olarak tescil edildiği, ve 31.12.2006 tarihine kadar 2925 sayılı Yasa’ya tabi olarak prim ödediği,11.02.2000 tarihli giriş bildirgesine göre 01.03.2000 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasa uyarınca tarım ... sigortalısı olarak tescil edildiği, 03.05.2005 tarihinde terkinin verildiği, 26.09.2005 tarihli bildirgeye göre ise 04.05.2005 tarihli vergi kaydı nedeniyle 1479 sayılı Yasa uyarınca tescilinin yapıldığı,25.11.2005 tarihinde terkinin verildiği,26.05.2006 tarihinde yeniden tescil edildiği,
15.11.2006 tarihinde terkinin verildiği, hiç prim ödemesinin bulunmadığı ve 19.12.1987-03.09.1996 tarihleri arasında Suudi Arabistan’da Suudlu işveren nezdinde çalıştığı l.3.l993-3.9.l996 tarihleri arasındaki yurtdışı çalışmalarını 3201 sayılı Yasa gereğince boçlandığı anlaşılmaktadır.Davacının 2926 sayılı Yasa uyarınca sigortalı olarak kabul edildiği 01.03.2000-03.05.2005 tarihleri arasında hiç prim ödemesi bulunmadığından 1479 sayılı Yasanın değişik Ek 19.maddesi uyarınca tarım ... sigortalılığının 01.03.2000 tescil tarihi itibariyle durdurulması ve bu dönemdeki 2925 sayılı Yasa’ya tabi tarım sigortalılığının,
2925 sayılı Yasa madde 6/c uyarınca çakışan 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık süresi dışında, geçerli sayılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi öte yandan davanın kısmen kabulüne karar verildiğine göre, davalı Kurum yararına avukatlık ücretine hükmolunmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2008/20018, K. 2009/2385, 19 Şubat 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama