KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/6304 E., 2009/524 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2009
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
570 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki delillerle karardaki gerektirici nedenlere göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Uyuşmazlık iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı davalı işverene ait işyerinde yatay rodaj ustası olarak çalışırken 13.7.2003 tarihinde işverenin kusurlu davranışı sonucu gerçekleşen iş kazası nedeniyle sağ elinin büyük oranda iş göremez hale geldiğini ileri sürerek 10.000.00 TL maddi tazminat ile 50.000.00 TL manevi tazminat ki toplam 60.000.00 TL tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiş, davalı, davanın zaman aşımına uğradığını ileri sürülerek davanın reddi savunulmuştur.
Mahkemece 7520.00 TL maddi tazminat ile 10.000.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu % 13 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 20, davalı işverenin % 80 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. B.K'nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığıda kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiğide söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde takdir olunan manevi tazminatın yeterli olmadığı en az 15.000.00 TL manevi tazminata karar verilmesi gerektiği açıktır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2008/6304, K. 2009/524, 22 Ocak 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama