KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/9054 E., 2009/6598 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Karar Metni
411 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı,davalı işveren nezdinde sigortalı çalıştığı günlerin tespiti ile aylık bağlanmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılardan Kurum ile ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, davacının murisinin davalılara ait işyerlerinde geçen ve Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79. maddesidir.
Birden fazla davalı hakkında aynı dava dilekçesi ile dava açabilmesi için davalılar arasında zorunlu veya ihtiyari (isteğe bağlı) dava arkadaşlığının bulunması gerekir.
Dava dilekçesinde davacı tarafından farklı işverenler aleyhine ayrı ayrı dava açılmıştır. Zorunlu dava arkadaşlığı maddi hukukun (T.M.K., B.K.,T.T.K) bir hakkın birden fazla kişi tarafından dava edilmesini veya birden fazla kişiye karşı dava açılmasının öngördüğü durumdur. Somut olayda maddi yönden zorunlu dava arkadaşlığı (örneğin T.M.K. m.702 iştirak halinde mülkiyet, B.K. m.520 adi ortaklık) bulunmadığı gibi şekli yönden dava arkadaşlığı da (TM.K. m.286. TM.K.m. 713, İ.İ.K m.282) söz konusu değildir.
Öte yandan zorunlu dava arkadaşlığı dışında kalan ihtiyari (isteğe bağlı) dava arkadaşlığının mümkün olduğu haller H.U.M.K.'nun 43. maddesinde a) Dava konusu hak veya borcun ortak olması (B.K. m.142 müteselsil borçluluk) b) Borçluların ortak bir işlem (örneğin sözleşme) ile birden çok kişi yararına borç yüklenilmiş olması c)Davanın ayni nedenden doğması (örneğin B.K.m.50 birden fazla kişinin haksız fiil sorumluluğu) olarak sayılmıştır. Somut olayda davalılar arasında anılan maddede öngörülen nitelikte ihtiyari (isteğe bağlı) dava arkadaşlığı da bulunmamaktadır.
Bu durumda davalılar arasında zorunlu veya ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığından H.U.M.K.'nun 46. maddesi uyarınca davaların ayrılmasına karar verilmesi gerekirken birlikte görülerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de; davalı işverenlerden Besim-... işyerinin adi ortaklık olduğu ve sadece ortaklardan oğul ...’ya karşı dava açıldığı, Besim Yazıcı’nın diğer mirasçılarının araştırılmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, verilecek karar çalışmaların geçtiği işverenin diğer mirasçılarının da hak alanını doğrudan etkilediğinden işverenin diğer mirasçılarına davanın yöntemince yöneltilmesi gerektiği ortadadır.
Oysa, yargılamanın işverenin diğer mirasçılarının yokluğunda sürdürüldüğü ve sonuçlandırıldığı açıktır.Mahkemece işverenin ortaklarından Besim Yazıcı’nın mirasçılarını tesbit edip davayı yöntemince bu işverenin mirasçılarına yönelterek, davalı işveren mirasçılarının ileri süreceği delilleri toplamak, dosyadaki mevcut delillerle birlikte değerlendirmek ve sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2008/9054, K. 2009/6598, 7 Mayıs 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama