KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/11996 E., 2010/1207 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
649 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekillerince tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacılar ...,...,Gülistan Göynük ve ... ve davalı iş verenin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ,
2-Davacı ...’ın ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarını reddi gerekir.
Uyuşmazlık, iş kazası sonucu ölen sigortalının anne ve kardeşlerinin manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar murisleri ....ın davalıya ait işyerinde Maden ocağında işçi olarak çalışırken 16.6.2005 uğradığı iş kazası sonucu öldüğünü ,sigortalının ölümü nedeniyle murisin annesi ... için 20.000.00 TL,davacı kardeşleri için ise 5.000.00 ‘er TL manevi tazminatın ölüm tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece istemin kısmen kabulune karar verilmiştir.
Toplanan delillerden davacı kardeşler için 3.000.00 ‘er TL manevi tazminata karar verilmesi doğrudur.Ancak davacı anne yönünden hükmolunan tazminatın düşük olduğu açıktır.
Alınan kusur raporuna göre olayın %100 kaçınılmaz olaylardan olduğu anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı anne ... yararına 15.000.00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 13.000. TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.'nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/11996, K. 2010/1207, 11 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama