KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/12973 E., 2010/12679 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
882 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahipleri olan davacıların maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişindir. Mahkemece işyerinde, dava dışı ... ve diğeri meçhul iki gaspçı tarafından silahla vurularak öldürülen sigortalının işverenine karşı hak sahiplerince açılan davada, davalı işveren ...Petrol Ltd.Şti'ni ve ölen davacılar murisini tamamen kusursuz bulan 08.09.2006 ve 05.01.2009 tarihli kusur raporları dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden 25.02.2003 tarihinde, gece saat 23.30 sıralarında davalıya ait akaryakıt istasyonunda pompacı olarak çalışan sigortalı muris ...'ın kar maskeli ve silahlı iki kişi tarafından silahla vurularak öldürüldüğü, bu sırada işyerinde ... ile birlikte çalışan ... ve ...'ın pompacılar odasında oldukları, ölen ...'ın ise pompaların karşısında girişte oturduğu,
gaspçılardan biri ...'ı vurmak üzere onun yanına gitmişken diğerinin ...'e silahını doğrultarak patlattığı, ancak silahın ateş almaması üzerine İsmail'in alarm ziline basarak çekmecedeki silahı alıp gaspçıya doğrulttuğu, gaspçıların çalan siren sesinden paniğe kapılarak bir şey alamadan kaçıp gittikleri, bu olayla ilgili olarak Karşıyaka 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2003/582 Esas ve 2005/283 Karar sayılı dosyasında yargılanan sanık ...'ün (diğer fail meçhul olmak üzere) ...'ı öldürmekle sonuçlanan gasp eyleminden dolayı mahkum edildiği,
olaydan sonraki bir tarihte Karşıyaka Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/397 Esas nolu yazısı üzerine davalı işyerine giderek inceleme yapan polis memurunun 16.10.2003 tarihli tutanakta işyerinde kurulan alarm sisteminin herhangi bir kurum veya kuruluşa bağlı olmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Hak sahiplerinin işverene karşı açtıkları tazminat istemine ilişkin bu davada alınan kusur raporlarında, davalı işverenin karakola bağlı alarm ve siren sistemi kurup bir adet silahı da işyerinde bulundurduğundan iş mevzuatı açısından alabileceği başka bir önlemin olmadığı gerekçesiyle işverenin ve bu arada davacılar murisinin de kusursuz olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de, işyerindeki alarm sisteminin karakola bağlı olup olmadığı resmi yollardan araştırılmamış, tanık anlatımlarına itibar edilmiştir.
Öte yandan işyerinde tedbir olarak bulundurulan tek silahın ruhsatının Mevlüt Seçilmiş adında bir kişiye ait olduğu, olay sırasında işyerinde bulunan 3 kişiye de ruhsatlı olmadığı ve tek silahın olay sırasında orada bulunan üç çalışanı birden koruyamadığı, nihayetinde o sırada bu silaha ulaşamayan davacı murisinin öldürülmüş olduğu açık olmakla; olayın gerçekleştiği gece saatlerinde davacı murisinin bulunduğu kısma herhangi bir engelle karşılaşmadan girebilmiş olmasının ve bu hususta herhangi bir önlemin mevcut olmamasının tartışılmamış olması da hatalıdır.
İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğudur. Buradaki gereklilik, olayın meydana gelmemesi için bilimsel ve teknolojik olarak alınabilecek başka bir önlemin olup olmadığının araştırılmasıdır.Bir önleme başvurulduğunda ortaya çıkan sonucun veya zararlandırıcı olayın meydana gelme ihtimali yok ise, işveren insan bedeninin kutsallığı kapsamında bu önleme de başvurmakla yükümlüdür.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir.
Oysa hükme dayanak alınan 08.09.2006 ve 05.01.2009 tarihli kusur raporlarında, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle olayın oluş biçimine ve işyerinin niteliği, konumu nazara alınarak, işverenin işyerinde olayın meydana gelmemesi için bilimsel ve teknolojik olarak alınabilecek önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere uyulup uyulmadığı gibi hususlar yukarıda belirtilen veriler ışığında ayrıntılı bir biçimde incelenerek kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmamıştır. Hal böyle olunca hükme esas alınan kusur raporlarının İş Kanun’un 77. maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği, giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
2-Kabule göre de, işverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında, ilke olarak iş aktinden doğan işçiyi gözetme(koruma) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. Mahkemece kararın gerekçesinde kusursuz olduğu kabul edilen işveren hakkında tazminata hükmedilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Mahkemece yapılacak iş, Karşıyaka Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/397 Esasa nolu dosyasını da getirterek işverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğunun kusura dayalı sorumluluk olduğu esas alınarak, işçi sağlığı ve iş güvenliği dalında uzman bilirkişilere konuyu yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek ve özellikle bir akaryakıt istasyonu olan işyerinin konumu ve niteliği gözetilerek bu tür işyerlerinde alınması gerekli önlemlerin neler olduğu gözönünde tutularak, kusurun aidiyeti ve oranlarını saptamaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Olayın özelliğine göre, davalı işverenin İş Yasasının 77. maddesi uyarınca aldığı ve alması gerektiği hiçbir önlem olayı engelleyemeyeceğinden, dolayısıyla 3. Kişilerin kasta dayanan eylemleri nedeniyle işveren sorumlu tutulamayacağından, hükmün onanması görüşündeyim. Sayın çoğunluğun görüşüne yukarıdaki gerekçe ile katılamıyorum.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/12973, K. 2010/12679, 16 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama