KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/13711 E., 2010/12669 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
700 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 7.3.2000 tarihinden itibaren geçen çalışmalarının tesbitiyle, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Davacı, davalı ... Apartmanı işyerinde 07.05.2003 tarihinden itbaren çalıştığının tespiti ile bu döneme ilişkin işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı ... Apartmanı işyerinin SGK'da tescil kaydının bulunmadığının bildirildiği, davacının söz konusu işyerinden işe giriş bildirgesinin verilmediği ve çalışmalarına rastlanılmadığı, davalı işveren Apartman yöneticiliği'nin, davacının değil, davacı eşinin kapıcı dairesinde oturması karşılığında çalıştığını ileri sürdüğü, buna dair davacı eşi ile yapılan kısmi iş sözleşmesi ve kira sözleşmesi ibraz ettiği görülmektedir.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir.
Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir.
Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır.
Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel
Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır.
Dinlenen komşu işyeri sahipleri, davacı eşinin kaloriferci olarak çalıştığını beyan etmişler ise de, davacı eşinin aynı zamanda tabakhanede işçi olarak çalıştığını da bildirmişlerdir.Öte yandan davacının şikayeti üzerine Uşak C.Başsavcılığı'nca yürütülen ve sonucunda kamu davası açılan 2007/1382 sayılı soruşturma sırasında tanık olarak 20.02.2007 tarihinde dinlenen apartman yöneticisi Süleyman Kuday davacının apartmanlarında kira karşılığı kaloriferci olarak çalıştığını beyan etmiş, bu beyanını Uşak Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2007/211 Esas sayılı dosyasındaki duruşmada da tekrar etmiştir.
Davalı tanıkları ile komşu işyeri çalışanı olan tanıklar davacı eşinin çalıştığını beyan etmişler ise de, davacı tanıkları da davacının kaloriferci olarak çalıştığını beyan etmişlerdir.
Davacı eşinin, başka bir işyerinde full-time çalışması halinde aynı zamanda apartman işyerinde çalıştığının kabulü hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine de uygun düşmez. Hukuk Genel Kurulu'nun 6.11.1996 gün 1996/537-735 sayılı kararı da aynı doğrultudadır.
Yapılacak iş; davalı ...
Apartmanı işyeri SGK'da tescilli olmadığına göre, bu işyerinin uyuşmazlık konusu dönemde faal olup olmadığı, kaloriferle ısınan kaç daireli bir apartman olduğu, davacı eşinin tabakhanede çalıştığı tanık beyanlarından anlaşılmakta ise de, bu çalışmaya dair hizmet cetvelinin SGK'dan istenmesi ve full-time olup olmadığının araştırılması var ise apartmanın gelir gider defteri, yönetim kurulu karar defteri, gelir gider makbuzları getirtilip, bu belgelerden apartmana kapıcı-kaloriferci olarak kimin işe alındığı ve ne miktar ücret ödendiğini tespit etmek, davacıya ait kalorifer yakıcılığı belgesinin olup olmadığını araştırmak,
dinlenmiş olan komşu işyeri çalışanı tanıkların davacının veya eşinin kapıcılık yapıp yapmadığı noktasında ayrıntılı beyanlarını almak ve belirtilen tüm delilleri bir arada değerlendirerek, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/13711, K. 2010/12669, 16 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama