KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/15028 E., 2010/12305 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
726 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı, davalı işveren nezdinde 31.11.2001- 30.6.2006 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Davacı, davalı işvereninin kargo şirketlerinin taşıma işini gerçekleştirdiğini, kendisinin de davalı işverene ait araçlarda şoför olarak 31.11.2001-30.6.2006 tarihleri arasında aralıksız çalıştığı halde bildirimlerin eksik olduğunu ileri sürerek bildirilmeyen sürelerin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tanık sözlerine dayanılarak istemin kısmen kabulü ile 31.11.2001-3.6.2006 tarihleri arasında bildirilmeyen 974 günlük çalışmanın tespitine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının, davalı iş veren yanında 27.9.2003-31.5.2004 tarihleri arasında 2003 yılı için 94 gün 2004 yılı içinde 150 günlük sigortalı çalışmalarının kuruma bildirildiği, uyuşmazlık konusu dönemde SSK kayıtlarında davacının 2023456 sigorta sicil sayılı ... İnşaat Limited Şirketi adına kayıtlı iş yerinden 2005 yılı için 248 gün,2006 yılı için ise 1.1.2006 -3.6.2006 tarihleri arasında 123 günlük çalışmasının bildirildiği anlaşılmaktadır.Davacı vekili ... İnşaat Ltd.Şirketinin davacının dayısına ait bir şirket olduğunu, davacının kullandığı ... plaka sayılı aracın çekilen banka kredisi nedeniyle bu şirket adına kayıtlı olması nedeniyle SSK’ya yapılan bildirimlerin bu şirket tarafından yapıldığını, aslında davacının davalı işveren işcisi olduğunu ileri sürmüştür.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez.
Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasanın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir.
506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonucaetkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz.
Somut bilgilere dayanması koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir.
Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği açıktır.Davalı ...’a ait iş yeri 27.9.2003-31.5.2004 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamına alınmış Kurum tarafından gönderilen dönem bordrolarında sadece davacının bildiriminin yapıldığı,
bordro tanığının bulunmadığı görülmesine rağmen,davacıyla birlikte aynı iş yerinde 2002-2005 tarihleri arasında birlikte çalıştığını ileri süren ancak bordro tanığı olup olmadığı denetlenemeyen Zeyat Kutlay ile davacı ile aynı hatta Diyarbakır-Ankara hattında çalıştığını iddia eden tanık ...'in anlatımları ile yetinilerek sonuca gidildiği, dolayısıyla dinlenen tanıkların ihtilaflı dönemde bordro tanığı ve komşu iş yeri tanığı olarak kayıtlara geçmediği açıkça ortadadır.Bu durumda çalışma olgusunun hiçbir kuşkuya yer verilmeksizin kanıtlandığından bahsolunamaz.
Yapılacak iş; uyuşmazlık konusu dönemde,2005 yılında ... Ltd.Şirketinde de davacı adına kısmi bildirimlerin bulunduğu gözetilerek, bu şirket tarafından S.S.K.'ya verilen dönem bordrolarının tamamı getirtilmeli, re’sen tesbit edilecek tanıkların bilgilerine başvurularak davacının çalışmalarının davalıya ait iş yerinde mi yoksa ...
LTd.şirketine ait iş yerinde mi geçtiği, çalışmalarının kesintisiz olup olmadığı tespit edilmeli,ihtilaflı dönem içinde davalı ...’a ait iş yerine komşu olan iş yerleri zabıta, maliye ve meslek Odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle araştırılarak bu iş yerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının;
yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/15028, K. 2010/12305, 9 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama