KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/15925 E., 2010/12631 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
671 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, davalı işveren nezdinde 1.6.1992-31.12.2003 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, davacının 01/06/1992 ile 31/12/2003 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının 01/06/1992 -31/05/1995 tarihleri arasında hizmet tespiti davasının hak düşürücü süre nedeni ile reddine,davacının 31/05/1995 ile 19/06/2001 tarihleri arasındaki hizmet tespiti davasının sübut bulmaması nedeni ile reddine,davacının 19/06/2001 tarihinden sonraki döneme ilişkin hizmet tespiti davasının hukuki yarar bulunmaması nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına verilen işe giriş bildirgesinin dosyasında bulunmadığı, davacının 1995/2-01.11.1995 tarihleri arasında 78 gün,1996/2-20.10.1996 tarihleri arasında 100 gün 69276 işyeri sicil nolu davalı işyerinden bildiriminin bulunduğu,talep ettiği dönemlerde başka yerde çalışmasının olmadığı, davalı 69276 işyeri sicil nolu işyerinin 20.04.1992 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, 31.12.2003 tarihli ,işveren vekili olarak ...’nin imzaladığı,işveren kaşeli MEB geçmiş hizmetleri belgelendirme formunda davacının 01.06.1992-31.12.2003 tarihleri arasında aşçı olarak çalıştığının beyan edildiği,
01.11.2003 tarihli istifaname başlıklı belgede,davacının davalı işyerinde 20.06.2001-01.11.2003 tarihleri arasında çalıştığını,01.11.2003 tarihinde kendi isteği ile istifa ettiğini beyan ettiği, davadışı Zubeyde Yılmaz’a ait hizmet cetvelinde davacının adıyla davalı işyerinde 20.06.2001-01.11.2003 tarihleri arasında 2001 yılında 191 gün,2002 yılında 360 gün,2003 yılında 301 gün çalışmanın göründüğü anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.Yönetmelikle tesbit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurum’ca tesbit edilmeyen sigortalılar, çalışmalarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse bu çalışmaların Kurum’ca dikkate alınacağı belirtilmiştir.
Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, dinlenen bir kısım tanıklar davalı işyerinin sezonluk olduğundan söz etmiş iseler de bu tanıkların bordro veya komşu işyeri tanığı oldukları belli olmadığı gibi davacının 2001-2003 tarihleri arasında davadışı kişinin sicil numarası ile sürekli olarak çalışmalarının bildirilmesi nedeniyle çalışmanın mevsimlik yada sürekli olup olmadığı konusu kesin olarak tesbit edilmeden,davadışı kişinin sicil numarasında davacının adıyla görünen çalışmalar yönünden davadışı kişi davaya dahil edilerek uyuşmazlık çözülmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; bu tür davaların kamu düzenine ilişkin olduğu gözetelirek, davacının 01.06.1992-31.12.2003 tarihleri arasında aşçı olarak çalıştığına ilişkin işveren vekili tarafından MEB’na verilen belgeyi değerlendirmek, davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını tesbit edip beyanlarına başvurmak, davacının çalışmasının mevsimlik yada sürekli olup olmadığını tesbit etmek,
çalışmanın sürekli olduğunun anlaşılması durumunda hakdüşürücü sürenin sözkonusu olmayacağını göz önünde bulundurmak,davadışı kişinin sicil numarasında davacı adına görünen çalışmalar yönünden davacıya davadışı kişiyi yöntemince davaya dahil etmek üzere önel vermek bu çalışmalarla ilgili uyuşmazlığı çözmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/15925, K. 2010/12631, 16 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama