KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/16118 E., 2010/12700 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
974 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Davacı, murisinin, davalılardan işverene ait işyerinde 1.1.1990-18.6.1992 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, davacı murisinin davalı işverene ait iş yerinde 01/01/1990 – 18/06/1992 tarihleri arasında kuruma bildirimi yapılmayan sürelerde 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, 01.01.1990-01.04.1990 tarihleri arasına yönelik talep hakdüşürücü süreye uğradığından, 01.04.1990-18.06.1992 tarihleri arasına yönelik talep de ıspatlanamadığından, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı murisinin 1952 doğumlu ... olduğu, murisin 31.10.2003 tarihinde öldüğü, 1988 yılında 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak başka işyerinde kısa süreli çalışmasının olduğu, 01.04.1990 tarihinde ...
Hızar İşletmesi unvanlı (14727) sicil nolu iş yerinde işe girdiğine dair imzalı bildirgenin 18.04.1990 tarihinde Kuruma verildiği, 30.06.1993 tarihinde işten çıkışının Kuruma bildirildiği, davalı işvere ait iş yerinde;01.04.1990-30.06.1993 tarihleri arasında,1990/1. dönemde 6 gün, 2. dönemde 24 gün, 3. dönemde 24 gün,1991/1. dönemde 24 gün, 2. dönemde 24 gün, 3. dönemde 24 gün, 1992/1. dönemde 24 gün, 2. dönemde 48 gün çalışmasının olduğu,bu sürelerin Kuruma bildirildiği,tespiti istenilen dönem ile çakışan başka işyeri çalışmasının olmadığı, 1990/1-1991/3. dönem bordrolarının geldiği,
işyeri dosyasının işverence sunulmadığı,Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettişince hazırlanan 24.07.1992 tarihli raporda; davacı murisinin 18.06.1992 tarihinde davalı işyerinde çalışmakta iken geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun belirtildiği, davacı murisi ve işverenin müfettişe verdiği ifadelerinde, davacı murisinin 10.10.1989 tarihinde işe girdiğini ve halen çalışmakta olduğunu bildirdikleri, sigorta müfettişince işe giriş bildirgesinin 18.04.1990 tarihinde kuruma verildiği, davacı murisinin 10.10.1989 tarihinde işe girdiğine dair işyeri belgesi bulunmadığı ,incelenen ücret bordrolarına göre çalışma süresinin.
Mart 1992 ayında 6 gün, Nisan 1992 ayında 6 gün, Mayıs 1992 ayında 30 gün, Haziran 1992 ayında 18 gün, Şubat 1992 ayında 6 gün olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile
Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa'nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar.
Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; mahkemece 01.01.1990-01.04.1990 tarihleri arasına yönelik talebin hakdüşürücü süreye uğradığı gerekçesiyle reddi doğru ise de, 01.04.1990-18.06.1992 tarihleri arasına yönelik talep yönünden fiili çalışmanın varlığı açıklanan şekilde yöntemince araştırılmadan, uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışması bulunan bordro tanıkları yada kayıtlara geçmiş komşu iş yeri sahibi veya çalışanı oldukları belli olmayan tanıkların beyanı ile yetinilerek eksik araştırma ile sonuca gidilmiş olması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş. 01.04.1990-18.06.1992 tarihleri arasındaki döneme yönelik talep yönünden, dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, zabıta, maliye ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları;
yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
KARŞI OY
Dava, davacı murisi ...’in 1.1.1990-18.6.1992 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde 506 sayılı Yasaya tabi sigortalı olarak çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece 1.1.1990-1.4.1990 tarihleri arasındaki döneme ilişkin istemin hak düşürücü sürenin dolması, 1.4.1990-18.6.1992 tarihleri arasındaki dönemin ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı işverence Kurum kayıtlarına 18.4.1990 tarihinde giren giriş bildirgesi ile davacının 1.4.1990 tarihinde işe girişinin ve 1990 yılında 54 gün, 1991 yılında 72 gün, 1992 yılında 72 gün çalışmasının bildirildiği, davacının 1.1.1990-1.4.1990 tarihleri arasında başka işyerinden bildirilmiş çalışmasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin dördüncü kısmında işverence verilmesi gereken belgelerden birinin Kuruma verilmesi halinde verilen bu belge verildiği tarihten önceki varlığı kanıtlanan ve kesintiye uğramamış çalışma dönemi yönünden de hak düşürücü süreyi kesecektir. (HGK 23.6.2004 günlü 2004/21-369E., 2004/371K. Sayılı Kararı)
Bu nedenle mahkemece usulüne uygun şekilde araştırma yapılmadan 1.1.1990-1.4.1990 tarihleri arasındaki döneme ilişkin istemin hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; bozma gerekçesinde 1.4.1990-18.6.1992 tarihleri arasındaki dönemle ilgili yapılacak inceleme ve araştırmanın 1.1.1990-1.4.1990 tarihleri arasındaki dönemle ilgili olarak ta yapılıp çıkacak sonuca göre karar vermektir.
Sayın Çoğunluğun 1.4.1990-18.6.1992 tarihleri arasındaki dönemle ilgili bozma kararına katılmakla beraber mahkemece 1.1.1990-1.4.1990 tarihleri arasındaki dönemle ilgili olarak verilen kararın yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun 1.1.1990-1.4.1990 tarihleri arasındaki döneme ilişkin mahkeme kararının doğru ve yerinde olduğuna ilişkin gerekçesine katılmıyorum.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/16118, K. 2010/12700, 16 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama