KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/1753 E., 2009/5913 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2009
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
880 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen 182.930.68TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.04.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti.
Duruşma günü davalı vekili Avukat ... geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 08.09.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalı Esat Üstünsoy’un hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacı çocuk ...’un maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı eş ...’un hesaplanan zararından % 20 oranında yeniden evlenme şansı nedeniyle indirim yapılmak suretiyle maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne davacıların manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmişse de, yeniden evlenme şansının ve manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşüldüğü, yeniden evlenme şansının ve manevi tazminatın fazla takdir edildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar murisinin davalıya ait işyerinde çalışmakta iken göçük altında kalması ile ölümü ile sonuçlanan iş kazasında sigortalının kusurunun bulunmadığı, davalı işverenin % % 80 oranında kusurlu bulunduğu olayın meydana gelmesinde % 20 oranında kaçınılmazlığın etkisinin bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı ... yararına 45.000,00-TL, davacı ... yararına 30.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, davacı ... yararına 52.500,00-TL, davacı ... yararına 47.500,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi isabetsizdir.
Öte yandan davacı ...’un hesap tarihinde 31 yaşında olup 2 yaşında bir çocuk sahibi olduğu, olayın üzerinden geçen zaman rağmen halen evlenmediği dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davacı ...’un hesap tarihindeki yaşı, çocuk sayısı, içerisinde bulunduğu sosyal durum dikkate alındığında yenden evlenme şansının % 12 oranında değerlendirilmesi gerekirken, takdirde yanılgıya düşülmek suretiyle % 20 oranında evlenme şansının kabul edilerek davacının maddi tazminatının noksan belirlenmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/1753, K. 2009/5913, 28 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama