KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/2797 E., 2010/2802 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
654 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacıların tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 17.02.2007 tarihinde meydana gelen zararlandırıcı sigorta olayı sonucu vefat eden sigortalının annesi ve kardeşlerinin uğradığı maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacılardan ...'nin oğlu diğer davacıların kardeşleri olan ...'ün, davalı işverene ait işyerinde çalışırken 17.02.2007 tarihinde işverenin kusurlu davranışı sonucu gerçekleşen iş kazasında ölmesi nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararların giderilmesi için; davacı anne için 6.600,00.-TL maddi ve 40.000,00.- YTL manevi tazminat ile davacı 7 kardeşin her biri için 10.000,00.-TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiş, davalı yanca davanın reddi savunulmuştur.
Mahkemece davacı annenin Sosyal Güvenlik Kurumundan eşinden dolayı ölüm aylığı alıyor olması nedeniyle maddi tazminat isteminin reddine; davacı anne için 25.000,00.-TL; davacı kardeşlerin her biri için de 6.000,00.-TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
İş kazasında ölen davacı murisinin, iş kazasında, % 20 ve davalı işverenin % 80 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
B.K.’nun 47.maddesinde, adam ölmesi halinde hâkimin, olayın özelliklerini göz önünde bulundurarak ölenin ailesine adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebildiğinden Hakimin, kararında bu özellikleri, objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Öte yandan manevi tazminatın tutarını belirleme görevi Hakimin taktirine bırakılmış ise de, hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı ve duyulan üzüntüyü hafifletecek nitelikte olması gerekir. Hakimin bu konudaki taktir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, ölen işçi ve davalının kusur durumu, olayın ağırlığı, işçinin sürekli iş göremezlik oranı, yaşı ve olay tarihi gibi durumları göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yaratması yanında caydırıcı nitelikte de olması gerektiği söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı kerdeşler için taktir olunan manevi tazminat tutarının fazla olduğu, davacı kardeşlerin her biri yararına 5.000,00.- TL manevi tazminata karar verilmesi gerektiği açıktır.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/2797, K. 2010/2802, 15 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama