KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/7165 E., 2010/7657 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Haziran 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
658 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davacı ile davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere temyizin kapsamına göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 17.03.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 27,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının maddi zararını sigorta tahsisleri peşin sermaye değeri karşıladığından maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmişse de manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşüldüğü, manevi tazminatın az takdir edildiği anlaşılmaktadır.
Davacının iş kazası sonucu % 27,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 10 davalı işverenin % 20 ve kazanın meydana geldiği makineyi imal eden dava dışı Aydın Yalçın’ın % 70 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
B.K'nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 27.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 20.000,00-TL’ sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte Yandan maddi tazminatın reddinin, katsayı değişiklikleri sonucu sigorta tahsisleri peşin sermaye değerindeki artışlardan kaynaklandığı hallerde davacının dava açarken bu hususu bilebilmesinin mümkün bulunmadığından, maddi tazminatın reddi nedeniyle davalı yararına avukatlık ücreti verilmeyeceği Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş ve oturmuş görüşlerindendir. Hal böyle olunca maddi tazminatın reddi nedeniyle davalı yararına avukatlık ücretinin verilmesi de isabetsiz olmuştur.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/7165, K. 2010/7657, 29 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama