KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/10184 E., 2010/13836 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Aralık 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
571 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde çalışmakta iken 12.02.1969 tarihinde iş kazası geçirdiğini, %13 olan maluliyetinin %36 ya yükseldiğini iddia ile 1 YTL maddi tazminatın tahsilini, birleştirilen dava dosyasında ise, %13 olan maluliyetin 21.06.2009 tarihli rapora göre %36 ya yükseldiğini iddia ile %23 fark maluliyet için 35.000,00 TL manevi tazminatın maluliyetin artış tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiş, bilahare maddi tazminat talebinden feragat etmiştir.
Mahkemece, maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, %23 fark maluliyet nedeniyle 26.000,00 TL manevi tazminatın 21.06.2009 maluliyet artış tarihinden yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kurulan hüküm her iki tarafça da temyiz olunmuştur.
Uyuşmazlık iş kazası nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacının iş kazası sonucu %13 olan maluliyetinin artma göstererek %36 ya yükseldiği, iş kazasının tamamen kaçınılmaz etkenler neticesi meydana geldiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
BK'nun 47 nci maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini gözönünde tutarak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verileceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Hakimin kararında olayın özelliklerini objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Taktir hakkı kullanılırken ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli işgöremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri gözönünde tutması, hükmedilen tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözönünde tutulduğunda davacı yararına 22.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 26.000,00 TL ye hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/10184, K. 2010/13836, 30 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama