KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/10636 E., 2010/11681 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
617 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacıların tüm, davalının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, işkazası sonucu ölen işçinin yakınlarının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir
Mahkemece manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı kardeşlerin herbirisi için 7500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Davacıların kardeşi olan işçinin davalı şirkete ait işyerinde çalışmakta iken 08/09/2007 günü meydana gelen işkazası sonucunda öldüğü, ölen işçinin eşi tarafından maddi ve manevi tazminat istemi ile açılan Zonguldak 2.İş Mahkemesinin 2007/827-909 E.K.sayılı dava dosyasında yer alan kusur raporuna göre davalı işverenin kazanın meydana gelmesinde % 80 oranında kusurlu olduğu, % 20 oranında kaçınılmazlık bulunduğu, bu kararın Dairemizin 28/4/2009 günlü kararıyla düzeltilerek onandığı anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına ayrı ayrı 4000,00'er TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 7500,00 TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/10636, K. 2010/11681, 29 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama