KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/11405 E., 2010/12204 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
679 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 29.11.2000 tarihinde meydana gelen trafik iş kazası sonucu % 0 oranındaki sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Yerel mahkemenin, davacının maddi tazminat isteminin atiye bırakılmasına, manevi tazminat isteminin ise kabulüne ilişkin önceki kararının davalı tarafça temyizi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda davacının yargılama sırasında vesayet altına alınmasına rağmen vesayet makamından izin alınmaksızın yargılamanın sürdürülmesinin isabetsiz olduğundan bozulmasına karar verilmiş, kabul ve uygulama açısından tam kusura dayalı dava açıldığı halde talep gibi manevi tazminat verilmesinin isabetsiz olduğu vurgulanmıştır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda maddi tazminat istemi ile ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat isteminin de kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Dairemiz bozma ilamına uyulmasından sonra dosya içerisine getirtilen Uşak 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/656E sayılı dosyasına göre 10.06.2003 tarihinde verilen vesayet kararından ve vasi olarak atanan ... tarafından vesayet altına alınan ... adına vekaletname verilmesinden sonra vasi ...’nun 01.03.2007 tarihinde öldüğü, yeni vasi atanması için yapılan yargılama sırasında Adli Tıp 4.İhtisas Kurulunun 18.02.2008 günlü raporları dikkate alınarak 10.04.2008 gün ve 656-858 sayılı kararla ... üzerindeki vesayetin kaldırılmasına karar verildiği,
tazminat davasının yargılaması ise vesayetin kaldırılmasına ilişkin kararın tebliğine rağmen vasinin atadığı vekil ile sürdürülerek sonuçlandırıldığı görülmektedir. Bu duruma göre vesayet kararı kaldırıldığı ve vasi öldüğü halde davanın vasinin atadığı vekil huzurunda görülerek sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Manevi tazminatın miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince:.
Davacının dava açtığı tarihte belirlenen sürekli iş göremezlik oranı % 0 olup yargılama sırasında 2005 yılında artarak % 31’e yükseldiği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre dava konusu edilen manevi tazminatın dava açıldığı tarihte belli olan durum dikkate alınarak talep edildiği diğer bir deyişle % 0 sürekli iş göremezlik oranı dikkate alınarak manevi tazminatın takdiri gerektiği açıktır. Sürekli iş göremezlik oranındaki artmanın yeni ve ayrı bir olgu olduğu ve ayrı bir davanın konusunu oluşturacağı ortadadır.
Bu açıklamaların ışığında davacının iş kazası sonucu % 0 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 30, davalı işverenin % 40 ve iş makinesini kullanan ...’in % 30 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez. Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına %0 sürekli iş göremezlik oranı dikkate alınarak hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğu açık ve seçiktir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/11405, K. 2010/12204, 7 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama