KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/13973 E., 2012/9031 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
694 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı ... Tic.Ltd.Şti'nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Sigortalının, davalı işverenlerin işçisi olarak çalışırken 28.01.2008 tarihinde gerçekleşen iş kazasında ölümü nedeniyle hak sahibi eş ve çocuk için 150,'şer TL maddi, 40.000'er TL manevi; anne ve babanın her biri için 12.000,00.-TL, kardeşlerin her biri için 6.000,00.- TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılardan dayanışmalı olarak tahsilini istemiş, davalılarca davanın reddi savunulmuştur.
Mahkemece davacı eş ve çocuğun atiye terkedilen maddi tazminat taleplerinin reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüyle, davacı eş için 30.000,00.- TL, davacı çocuk için 20.000,00.- TL, anne ve babanın her biri için 8.000 TL, kardeşlerin her biri için 5.000,0.-TL manevi tazminatın kaza tarihinden tibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
İş kazasında vefat eden sigortalı kusursuz bulunmuş ise de, B.K.’nun 47.maddesinde, Hakimin, olayın özelliklerini göz önünde bulundurarak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Anılan maddedeki bedensel bütünlük kavramının fiziksel bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebildiğinden Hakimin, kararında bu özellikleri, objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Öte yandan manevi tazminatın tutarını belirleme görevi, Hakimin taktirine bırakılmış ise de, hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı ve duyulan üzüntüyü hafifletecek nitelikte olması gerekir. Hakimin bu konudaki taktir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, işçinin yaşı ve olay tarihi gibi durumları göz önünde tutması gerektiği söz götürmez.
Olayın oluş şekline, husule gelen elem ve ızdırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, paranın alım gücüne, özellikle 26.06.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı içtihadı birleştirme kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine, hak ve nesafet kurallarına göre davacı kardeşler yararına hükmedilen manevi tazminatın "biraz" fazla olduğu açıktır.
3- Öte yandan davacı vekili maddi tazminata yönelik istemini atiye terk etmiş ve davalı tarafça da buna karşı çıkılmamış, mahkemece maddi tazminata yönelik dava yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı taraf maddi tazminat ile ilgili olarak açtığı davasını atiye terk ettiğini bildirdiği duruşmada davalı taraf hazır bulunduğu halde davayı kendisinin takip edeceğini beyan etmemiştir. Yasada davanın atiye terkine ilişkin bir düzenleme bulunmayıp yapılan işlem davanın takipsiz bırakıldığının açıklanmasına ilişkindir. Davanın takipsiz bırakılması halinde yapılması gerekenler ise HUMK 409. maddesinde düzenlenmiş olup anılan madde gereğince maddi tazminata ilişkin dava yönünden dosyanın işlemden kaldırılması ve üç ay içerisinde davanın yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir.
Somut olayda ise 07.10.2010 karar tarihinde, maddi tazminata ilişkin davanın takipsiz bırakıldığı 07.10.2010 tarihinden itibaren yasada öngörülen üç aylık yenileme süresinin geçmediği ortadadır. Bu durumda ise, yapılması gereken HUMK’nun 409 vd maddeleri gereğince maddi tazminata ilişkin dava yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilip, üç aylık sürenin beklenmesi ve bu süre içerisinde dava yenilenmez ise dosyanın yalnızca maddi tazminat yönünden ele alınarak, maddi tazminata ilişkin davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinden ibarettir. Her ne kadar bu gün itibarıyla yasada ön görülen üç aylık süre içerisinde davanın yenilenmediği belli bulunmakta ise de, yasanın açık hükmüne aykırı karar verilmiş bulunması karşısında bu husus bozma nedeni yapılmıştır.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşülerek ve maddi tazminata ilişkin davanın takipsiz bırakılmasından sonra karar tarihine kadar üç aylık sürenin geçmediği ancak bu gün itibariyle 3 aylık sürenin dolduğu göz ardı edilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı ... Tic.Ltd.Şti'nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/13973, K. 2012/9031, 24 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama