KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/14331 E., 2011/11660 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
378 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 1.2.1983 tarihinde l günlük çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Yerel Mahkeme, davacı vekilinin temyiz isteminin kanuni süre geçtikten sonra yapılması nedeniyle reddine karar vermiştir. Davacı vekili bu kararı dahi temyiz etmiştir. O halde, bu yön üzerinde özellikle durulmalıdır. Hükmün, tefhiminin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 489. maddesinin yollamada bulunduğu aynı Kanunun 388. maddesindeki unsurları içerir biçimde yapılmadığından Yasada öngörülen 8 günlük temyiz süresinin geçtiğinden söz edilemez. Hal böyle olunca, davacı vekilinin hükmü süresinde temyiz ettiği anlaşıldığından mahalli mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin kararın bozulması ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432/son maddesi gereğince asıl hükmün temyizini amaçlayan temyiz itirazlarının incelenmesi gerekir.
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava sigorta başlangıç tarihinin 01.02.1983 tarihi olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının sigorta başlangıcının 01.02.1983 tarihi olduğuna ve davanın niteliği gereği davacı lehine yargılama gideri ve avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Yerel Mahkeme’nin sigorta başlangıcına ilişkin kararı isabetlidir. Yargılama gideri ve avukatlık ücretinde ise hata yapıldığı görülmektedir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı HUMK’nun 417. maddesi olup anılan maddeye göre yargılama giderinin aleyhine hüküm verilen taraftan tahsili gerekir. Yargılama giderlerinin neler olduğu ise HUMK’nun 423. maddesinde sayılı olup avukatlık ücretinin de bunlar arasında bulunduğu açıktır. Hal böyle olunca da davanın kabulüne rağmen davacı yararına yargılama giderine ve bu arada avukatlık ücretine karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olmakla bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/14331, K. 2011/11660, 29 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama