KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/4612 E., 2010/11123 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
664 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacılar ile davalılardan Aram İnşaat İth. İhr. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacılar ile davalı Aram Ltd.Şirketinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında diğer temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümü nedeniyle hak sahipleri olan anne Medine için 30.000,00-TL, davacı ... için ayrı ayrı 15.000.00’er TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davacı anne için 20.000,00-TL, her kardeş için ayrı ayrı 7000,00’er TL manevi tazminatın davalı Bedaş A.Ş.'nin % 66,67 kısmından, davalı Aram Ltd.Şirketinin %33.33 kısmından sorumlu olmak üzere davalılardan alınmasına karar verilmiştir.
Davacılar murisi sigortalı İrfan Yeniyer’in öldüğü iş kazasında sigortalının %40, davalı Bedaş A.Ş.'nin % 40, davalı Aram Ltd.Şirketinin % 20 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanununun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Somut olayda bu ilkeler gözetildiğinde davacı ... yararına her birine ayrı ayrı 5000,00’er TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 7000,00-TL’sına hükmedilmesi, keza dava tesellül hükümlerine dayanılarak açıldığı halde her davalının kusur oranına göre sorumlu olduğuna karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, kararı davalı Bedaş A.Ş.'nin temyiz etmediğide gözetilerek düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/4612, K. 2010/11123, 8 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama