KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/4993 E., 2011/6735 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
675 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, 17.3.1980 tarihinden itibaren sigortalı olduğunun ve emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 17.03.1980 olduğunun ve 30.04.2009 tarihli tahsis talebi nedeniyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulü ile davacının l7.03.1980 tarihinden itibaren 01251.01 nolu işyerinde geçen çalışmalarının davacıya ait ve geçerli olduğunun ve davacının 30.04.2009 tarihli tahsis talebi dikkate alınarak takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Davacıya ait 17.03.1980 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı Kuruma süresi içerisinde verildiğine dair uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez.
Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir.
Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir.
Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen
-/-
-2-
sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 17.03.1980 tarihinde davalı 01251.01 işyeri sicil numaralı işyerinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin 14.04.1980 tarihinde Kuruma verildiği, işyerinin 27.03.1986 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamından çıkartıldığı,1980/1.dönemde 15 gün,1980/2.dönemde 90 gün,1980/3.dönemde 90 gün çalışması var iken aynı yıl bu çalışmalarının iptal bildirge düzenlenerek iptal edildiği,
Kurumun 09.02.2010 tarihli yazısına göre işyeri dosyası imha edildiği için davacının 1980 yılı çalışmalarının neden iptal edildiğinin tesbit edilemediği anlaşılmaktadır.Mahkemece, Kurumun davacının 17.03.1980 tarihinde başlayan 1980 yılı çalışmalarını iptal etmesinin dayanağını açıklayamadığı,dayanaktan yoksun Kurum işlemi ile davacının çalışmalarının iptal edilmesinin sosyal hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı gerekçesiyle istemin kabulüne karar verilmiş ise de çalışmaların iptal edildiği dönemde davacı ile birlikte çalışmış ve işverenin bordrolarına resmi kayıtlarına geçcmiş bordro tanıkları ve komşu işverenler ile çalışanlarının
beyanlarına başvurulmadan yazılı gerekçeyle istemin kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıklarının yada ilgili SGK İl Müdürlüğünden gerekirse zabıta marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde bildirge tarihinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahiplerinin araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasa’nın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre davacının talepleri ile ilgili bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/4993, K. 2011/6735, 15 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama