KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/8238 E., 2010/12503 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
635 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının tüm davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacıların eşi ve babası olan Halil ÖZDEMİR' in geçirdiği işkazası sonucu %100 işgöremez duruma gelmesi nedeniyle davacıların manevi tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemece manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı eş ve çocuklar için ayrı ayrı 10.000,00 'er TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
Davacıların eşi ve babası olan Halil ÖZDEMİR' in 28/08/1999 günü meydana gelen işkazası sonucunda % 100 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelmesinde işçinin % 20, işverenin % 80 oranında kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde davacılardan eş yararına 20.000,00 TL, çocuklar yararına ayrı ayrı 15.000,00'er TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davacıların her birisi için 10.000,00 'er TL ’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/8238, K. 2010/12503, 14 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama