KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/9313 E., 2011/13979 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
531 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, Kurum'a olan prim borcu nedeniyle oturmakta olduğu evine uygulanan haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava nitelikçe davalı Kurumun prim alacağının tahsili için başlattığı takip sırasında haczedilerek satışa çıkarılacağı bildirilen evinin haline münasip evi olduğundan bahisle, haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacının hacizli ev dışında evinin bulunmadığı, evin değerinin borcu karşılamadığı gibi satılması halinde davacının haline münasip ev almasının mümkün bulunmadığından bahisle dava konusu taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tapuda davacı adına kayıtlı “... ili Odunpazarı ilçesi Akçağlan mahallesi 1034 ada 818 parselde bulunan taşınmazın 2. kat 7 numaralı bağımsız bölümünün tapu kaydına davalı Kurumun prim alacağının tahsili için başlattığı takip sırasında haciz konularak, haczin ve satışa geçileceğinin davacıya 11.03.2010 tarihinde bildirildiği, davanın süresinde 15.03.2010 tarihinde açıldığı uyuşmazlık konusu değildir.
Uyuşmazlık davalı tarafından haczedilerek satışa çıkarılacağı bildirilen evin haczinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan 6183 sayılı yasanın 70/11. maddesinde “Borçlunun haline münasip evinin, ancak evin değeri fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarın borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılabileceği” düzenlenmiştir.
Somut olayda işçi emeklisi olduğu belli bulunan davacının başkaca evinin bulunmadığı, hacizli evin takdir olunan kıymetinin borcu karşılamadığı, borçlunun hacizli evde oturmadığı hacizli evin kiraya verildiği, borçlunun ise başka bir adreste kirada oturduğu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Yukarıda değinilen yasa hükmünde borçlunun kendisinin ve ailesinin kullandığı, haline münasip evinin haczedilemeyeceği, evin haline münasip bir yerden daha fazla değere sahip olması durumunda ise maddede düzenlenen koşullar dahilinde haczedilebileceği öngörülmüştür.
Bu düzenlemeye göre borçlunun evinin haline münasip bir yerden daha fazla değere sahip olduğunun alacaklı amme idaresince tespit edilmesi gerekirken idarece, bu yönde yapılmış bir tespit olmaksızın borçlunun evine haciz uygulanması yasaya uygun değil ise de; mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda hacizli gayrimenkulün özellikleri ve değeri tespit edilmiştir.
Bu özellikler ile borçlunun aile yapısı, borçlu ile aynı konutta ikamet etmek durumunda bulunan birey sayısı, bunların sosyal konumları ve ihtiyaçları gibi ölçülerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle haczedilen evin, borçlunun haline münasip olup olmadığı hususunda bir sonuca varılması mümkün olacaktır.
Somut olayda davacının hacizli evi kiraya verdiği ve kendisinin de kirada oturduğu anlaşıldığından öncelikle davacının kendi evinde oturmama nedeni, haline münasip evin kira bedeli, hacizli evin kira bedeli ile davacının oturduğu evin kira bedeli araştırılmalı ve bundan sonra yukarıda açıklandığı üzere, borçlunun aile yapısı, borçlu ile aynı konutta ikamet etmek durumunda bulunan birey sayısı, bunların sosyal konumları ve ihtiyaçları gibi ölçülerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle haczedilen evin, borçlunun haline münasip olup olmadığı hususunda bir sonuca varmak gerekir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/9313, K. 2011/13979, 20 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama