KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/12262 E., 2011/10597 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2011
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
514 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı,ilk kesinti tarihini takip eden aybaşından itibaren tarım ... sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu,gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delilleri kanuni gerektirici nedenlere göre tarafların temyiz itirazlarının taraflar yönünden kabulü gerekir.
2-Dava, davacının ilk pirim kesintisini takip eden aybaşından dava tarihine kadar tarım ... sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili 23.5.2011 tarihli harçsız ıslah dilekçesi ile davacının 6111 sayılı yasadan yararlanma hakkının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının 1.8.1995-31.12.1995, 1.7.1999- 31.12.1999 tarihinden itibaren Tarım ... sigortalısı olduğunun tespitine ve 6111 sayılı yasadan yararlanma hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 4.5.2010 tarihi itibariyle tescil edildiği, 20.7.1995 tarihinde ve kuruma intikal tarihi 21.6.1999 olan prim kesintisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilince temyiz aşamasında dosyaya ibraz edilen Gümüş Sulama Kooperatifinin yazısına göre davacının 15.10.1993 tarihinden beri kooperatif üyesi olduğuna dair belgenin mahkemece araştırılarak; özellikle dosyada aynı kooperatif tarafından verilen “üyemiz değildir” ibareli yazı arasındaki çelişkinin giderilmesi gereklidir.
Yine 1998 yılında yapılan kesintinin tarihinin, özellikle kesintiyi takip eden aybaşından itibaren sigortalılığın hüküm altına alınması gerekmesi karşısında, sıkı bir şekilde araştırılarak tespiti zorunludur.
Ayrıca Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 83. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür.
Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır.
Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Ancak, davacı peşin harç yanında başvuru harcını da yatırarak yeni bir talep de bulunması hallerinde ise bir ek dava olarak nitelendirilme hali olayımız dışındadır.
Somut olayda davacının dava dilekçesinde yapılandırma yasasından yararlandırılması konusunda bir talebi bulunmadığı ve dava konusu yapmadığı bir konuda ıslahla talepte bulunamayacağı halde mahkemece bu yön gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
Mahkemenin kabul şekli bakımından da söz konusu ıslahın maktu ıslah harcı yatırılmadan yapılmasına göre, usulüne uygun olmayan ıslaha değer verilip, hüküm kurulması yanlış olmuştur.
Mahkemece davacının ilk prim kesintisinin yapıldığı 20.7.1995 tarihini takip eden aybaşı olan 1.8.1995 tarihinden 31.12.1995 tarihleri arasında Tarım ... sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiş olması doğru ise de davacının 1998 yılında yapılan kesintisinin tarihinin tespit edilmemiş olması; dosyaya ibraz edilen belgeye göre 1993 yılından gelen bir kooperatif kaydının varlığının tespitinin zorunluluğu ve 6111 sayılı yasa yönünden yapılan uygulama nedeniyle verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı kurum ile davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmamalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2011/12262, K. 2011/10597, 21 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama