KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/5095 E., 2012/22721 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2012
- Mahkemesi
- ... Mahkemesi
- Davalılar
- 1-Sosyal Güvenlik Kurumu Vek. Av. ...
Karar Metni
618 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/01/1975-31/12/1980 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Hüküm, ... Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı ... Mahkemeleri Kanununun 8.maddesi hükmüne göre ise ... Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda hüküm, davalı ...'a 7.10.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz ise 10.02.2011 tarihinde vuku bulmuştur. Şu duruma göre davalı ... için temyiz süresi 17.10.2010 günü mesai saati sonunda dolmuş olması karşısında davacının 10.2.2011 tarihli temyizine göre davada 8 günlük temyiz süresi geçmiştir.
O halde, 1.6.l990 Tarih ve l989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da gözönünde tutularak davalı ...'in temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddi cihetine gitmek gerekmiştir.
2-Dava, davacının 1.1.1975-1980 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 1.1.1975-30.3.1980tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı işyerinin 1.8.1973-30.4.1982 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamında olduğu, uyuşmazlık dönemine ait bir kısım dönem bordrolarının boş olduğu bir kısmında ise bildirim yapılmış olduğu ancak davacının hizmetinin görünmediği, davacının temyiz aşamasında dilekçesine ekli olarak sunduğu kurumdan alınma 1975/1 dönem bordrosunda davacının 1.1.1975 tarihinde işe girip 6.3.1975 de işten çıkışının bildirildiği ve 26 gün hizmet bildiriminin olduğu anlaşılmaktadır
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.
Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir.
Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda dinlenen davacı tanıklarının ikisinin bordro tanıkları olduğunun temyiz aşamasında sunulan bordrodan tespit edildiği, ancak özellikle temyiz aşamasında sunulan davacının işten çıkış tarihini gösterir dönem bordrosunun varlığı ve Kurumdan ilgili giriş ve çıkış evraklarının getirtilmesi zorunluluğu karşısında bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiği, resen araştırma yapılmasının gerekeceği gözönüne alınmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak ..., davacı vekilinin temyiz dilekçesi ekinde yer alan dönem bordrosundan yargılama aşamasında tespit edilemeyen 1.1.1975 giriş ve 6.3.1975 çıkış tarihli 26 gün hizmet bildirimin bulunmasına göre kurumdan giriş-çıkış bildirimine ait evraklar getirtilerek davacının evrakta imzasının bulunup bulunmadığının tespiti, yine sözkonusu bordroda adı geçen diğer çalışanların hizmet cetvellerinin celbi ile davacı ile birlikte aynı dönemde toplu olarak başka işçilerin işten çıkarılıp çıkarılmadıklarının tespiti, davacının giriş ve çıkış bildirimlerinde imzasının olması durumunda hak düşürücü sürenin gözönünde tutularak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar ... ve davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2011/5095, K. 2012/22721, 10 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama