İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /21. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 21. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2014/12716 K.2015/639

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 92.162.29.TL. maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine…

Esas2014/12716Karar2015/639Tarih20 Ocak 2015Okuma6 dk · 1.266 kelime

KÜNYE

21. Hukuk Dairesi 2014/12716 E., 2015/639 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
20 Ocak 2015
Mahkemesi
Salihli 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Tarihi
11/04/2014
Numarası
2009/699-2014/328
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.266 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 92.162.29.TL. maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20/01/2015 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti.

Duruşma günü davalı vekili Avukat T.Ü. geldi. Karış taraf adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

KARAR

1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,

2- Dava 24.01.2004 tarihinde iş kazası sonucu % 21,00 oranındaki sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun sürekli iş göremezlik oranının % 33,20 olduğuna ilişkin değerlendirilmesi dikkate alınmak suretiyle davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davamı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı 29.01.2007 tarihli dava dilekçesi ile işverenin tam kusurlu eylemi ile davacının % 21 oranında sürekli iş göremezliğine neden olduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

HUMK’nun 74.maddesine göre “hakim her iki tarafın iddia ve müdafaalarıyla mukayyet olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez.” HMK’nun 26. Maddesindeki düzenleme de aynı doğrultudadır. Hal böyle olunca da davacı; 29.01.2007 tarihli dava dilekçesine göre, % 21 oranındaki sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğu halde, taleple bağlılık ilkesine aykırı biçimde, % 33,20 oranındaki sürekli iş göremezliğin esas alınmak suretiyle maddi ve manevi tazminata karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Kaldı ki Kurumca belirlenen sürekli iş göremezlik oranına itiraz edilmemesinin giderek bu oranın esasa alınmak suretiyle dava açılmasının davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturacağı da ortadadır.

Davalının zaman aşımını amaçlayan temyiz itirazlarına gelince: Davacının 24.01.2004 günü iş kazası geçirdiği, davacının 20.03.2014 tarihli dilekçe ile maddi tazminat istemini ıslah yoluyla artırması üzerine, davalı tarafça süresinde zaman aşımı def’i inde bulunulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık bu tür davalarda B.K.’nun 125. maddesi gereğince uygulanmakta olan 10 yıllık zaman aşımı süresinin hangi tarihte başlatılması gerektiği noktasında toplanmaktadır.

Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur.

Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir. Somut olayda iş kazasından kaynaklı L1-L4 omurlarında kırık ve yükseklik kaybına nedeniyle davacı bakımından değişen ve gelişen bir durumun olmadığı SSK Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 30.01.2004 tarihli raporu ile birlikte zararın öğrenildiği ortadadır.

Davacı 20.03.2014 tarihli dilekçe ile davasının ıslah ederek maddi tazminata ilişkin istemini artırmıştır. Davacının ıslah dilekçesinde ileri sürdüğü, istemin sonucunun artırılması şeklinde olsa da, yeni bir dava niteliğindedir. O halde ıslah dilekçesiyle artırılan talep için yeni bir dava da ileri sürülmesi gereken tüm itiraz ve defilerin ileri sürülmesi mümkündür. Hal böyle olunca, davacı tarafından 20.03.2014 tarihinde maddi tazminattın ıslahen artırılması üzerine, süresi içerisinde davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'inin kabul edilerek ıslahen artırılan miktara ilişkin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, ıslahen artırılan miktarı da kapsar biçimde maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.

Öte yandan 29.01.2007 tarihli dava dilekçesinden açıkça anlaşıldığı üzere, davacı iş kazası nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunurken, kazanın meydana gelmesinde sigortalının hiçbir kusurunun olmadığını belirtmiş, giderek davalının tam kusuruna dayanmıştır. 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.

Somut olayda, kazalının %30 oranında kusurlu bulunduğu kusur raporu karara esas alınmıştır. Hal böyle olunca ve özellikle, sigortalının kusursuz olduğu belirtilerek dava açılmış olmasına göre, manevi tazminatın sigortalının müterafik kusuru gözetilerek bir miktar indirim yapılmak suretiyle belirlenmesi gerekirken, davacı yararına talep gibi manevi tazminat takdir edilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 1.100.00.TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 20.01.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Somut olayda 24.01.2004 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu %21 oranında malul kalan işçi, kurum zararı için açılan davada her ne kadar işverenin %70 işçinin de %30 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş ise de, kendileri işverenin tam kusurlu olduğunu iddia ederek 10.000 TL manevi tazminat talep etmiş, yapılan yargılama sonucunda 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.Yüksek daire davacının tam kusura dayanması nedeniyle, talep edilen manevi tazminattan indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Bu nedene dayalı olarak verilen bozma kararı bize göre yerinde değildir. Bilindiği üzere manevi tazminat olay tarihi itibari ile, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47. ve 49. maddelerinde düzenlenmiştir. Bunlardan ilki bedensel bütünlüğe yönelik saldırılardan kaynaklanan manevi zararı düzenlemektedir.

Düzenlemeye göre, "Hakim hususi halleri nazara alarak cismanı zarara düçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namıyle adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir" (BK m. 47). Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi ise;”Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir” şeklindedir.

İş kazası ya da meslek hastalığı sonucu bedensel bütünlüğü zarar gören işçinin manevi tazminat talebi BK m. 47 (TBK m. 56) kapsamındadır.

İş kazası ya da meslek hastalığına uğrayan işçinin çekmiş olduğu bedensel ya da ruhsal acı, elem ve ızdırap ödenecek manevi tazminatla bir ölçüde dengelenmeye çalışılır. Manevi tazminat, maddi tazminatın aksine maddi bir hesaplamaya dayanmaz; somut olayın değerlendirilmesi sonucunda hakim takdiri ile belirlenir. Tazminatın verilip verilmemesine karar verilirken olayın özellikleri (hususi haller) dikkate alınır.

Tazminat miktarının belirlenmesinde kanun koyucu BK m. 47 (TBK m. 56) gereği hakimin “adalete muvafık” tazminat vermesini dikkate almıştır. Adalete uygun tazminatı hakim belirleyecektir. Manevi tazminatlarda, maddi tazminatlardan farklı olarak önce zararın miktarının tespiti (BK m. 42), sonra tazminat miktarının tayini (BK m. 43) tarzında iki aşama bulunmaz.

Tazminat miktarı tüm veriler dikkate alınarak belirlendiği için burada teknik anlamda tazminattan indirim ya da artırımdan söz edebilmek mümkün değildir. İşyerinde gereken önlemleri almayarak kusuruyla zarara sebep olan işveren bu kusuru karşısında manevi tazminat ödemek zorunda kalır. Kanun koyucu belirtmemiş olsa da uygulamada, adalete uygun tazminat verilirken, mağdur işçinin çektiği elem ve ızdıraptan başka, failin kusur derecesi ile mağdurun ortak kusuru dikkate alınır.

Bunlar dışında tarafların sıfatı, işgal ettikleri makam yanında, diğer sosyal ve ekonomik durumları değerlendirilir. Yüksek mahkemenin uygulaması da bu yönde gelişmiştir.

Hakimin manevi tazminat miktarını takdirinde, işçinin ortak kusuru etkili olur. Buradaki etki, maddi tazminatta olduğu gibi rakamın matematiksel olarak aşağıya çekilmesine yönelik değildir. Zira manevi tazminat rakamına bir hesaplama ile ulaşılmaz. Tümüyle takdire bağlıdır. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Değerlendirme yapılırken yalnızca kusur oranlarının göz önüne alınacağına ilişkin kanunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Aksine düşünce manevi tazminatın yalnızca kusura endekslenmesi gibi bir sonuca ulaştırır.

Somut olayın koşulları işçide manevi zararın oluştuğu sonucunu doğuruyor ise dava dilekçesindeki "karşı tarafın tam kusurlu" olduğu yönündeki iddiaya bağlı kalınmamalıdır.

Bu nedenle, salt davacının dava dilekçesinde davalının tam kusurlu olduğunu belirtmesi nedeniyle indirime gidilmesi manevi tazminatla hedeflenen amaca uygun bir yorum olmadığından, sayın çoğunluğun bu yöne ilişkin bozma gerekçelerine katılmamaktayız. 20/01/2015

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2014/12716, K. 2015/639, 20 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Karar
  4. Karşı Oy
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
21. Hukuk Dairesi
Esas No
2014/12716
Karar No
2015/639
Tarih
20 Ocak 2015

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2014/12717 K.2015/859
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2014/12718 K.2015/1517
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2014/12718 K.2015/237
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2014/12718 K.2015/581
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2014/12719 K.2015/982
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2014/12719 K.2015/599

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.