KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2014/26241 E., 2015/13077 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Haziran 2015
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
501 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar iş kazası sonucu maluliyetten doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacılar ve davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlere göre davacı vekili ile davalılardan ...İ... ve ..
2-Dava, sigortalının iş kazası sonucu sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi ve manevi zararların giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı sigortalı yararına 21.046,41 TL maddi (davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere) ve 40.000,00 TL manevi tazminatların kaza tarihi olan 16.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı eşin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Temerrüt faizi için, kural olarak borçlunun temerrüde düşürülmesi gerekir. Borcun muaccel olması, kendiliğinden borçlunun temerrüde düşmesini gerektirmez. Ayrıca, Borçlar Kanunu’nun 101/I. maddesi gereğince temerrüt için alacaklının ihtar yapması da gereklidir.
Somut olayda, davalı sigorta şirketi haksız fiil sorumlusu olmayıp, sorumluluğunun kaynağı davalı işverenle yaptığı sigorta sözleşmesine dayandığından davanın açılmasından önce davalılardan ...'ye davacı tarafından ihtar yapıldığı, başka bir anlatımla söz konusu davalının temerrüde düşürüldüğü kanıtlanamadığından davalı sigorta şirketinin
maddi tazminat davası bakımından dava tarihinden itibaren faizden sorumlu tutulması gerekirken, olay tarihinden itibaren sorumluluguna karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, davalı sigorta şirketinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumluluğu da poliçede belirtilen teminat miktarı ile sınırlıdır. Mahkemece, bu husus gözardı edilerek davalının vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulması doğru olmamıştır.
Mahkemece yukarıdaki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği anlaşıldığından hüküm bozulmamalı HMK 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2014/26241, K. 2015/13077, 8 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama