KÜNYE
21. Hukuk Dairesi 2016/18700 E., 2018/6871 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
340 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlerle, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, sigortalının 10/05/2003 tarihli iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi zararların giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece yargılamada vefat eden davacı lehine 900 TL maddi ve 8.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve mütelselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından faiz hükmünün eklenmesine yönelik tavzih talebi üzerine mahkemece verilen 08/06/2016 tarihli ek kararda ise faiz başlangıç tarihinde hata yapılarak 10/05/2013 tarihinden faizin işletilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
İş kazası nedeniyle tazminat alacağı haksız fiile dayalı olup, faiz başlangıcı tazminatı doğuran zararlandırıcı olay tarihidir.
Somut olayda, dava konusu iş kazasının 10/05/2003 tarihinde meydana geldiği, dava dilekçesinde talep edilen maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edilmiş iken; mahkemece olay tarihinden faize hükmedilmemesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece, yukarda belirtilen maddi ve hukuksal olgular gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği anlaşıldığından hüküm bozulmamalı HMK 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2016/18700, K. 2018/6871, 1 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama